Posted by: nihilanth on: Temmuz 5, 2009

Sabah kalktığımda aklıma birden Lambada şarkısı geldi. 80′li yılları 90′lı yıllara bağlayan döneme damgasını vurmuş, genç kızlar arasında yeni bir akım başlatmış bu şarkıyı söyleyen grup ne olmuştur şu an diye düşünürken, bu şarkının da bir one hit wonder olduğunu, yani tek hitle ünlenip yok olan grupların o hit parçası olduğunu öğrenmiş bulundum. Kısa bir araştırmadan sonra, bizim gönlümüzü çalan bu tip çok şarkı olduğunu da gördüm. Ünlü Amerikan müzik kanalı VH1′in yaptığı, 80′li yılların en iyi 100 One Hit Wonder’ı listesini de böylece paylaşmak istedim..
Şarkıları nereden dinleyeceğinizi biliyorsunuz zaten. İşte o Liste! Yazının devamını oku »
Posted by: nihilanth on: Temmuz 3, 2009
Beyoğlu Sineması, 26 Haziran-16 Temmuz 2009 tarihleri arasındayenilenmiş haliyle Yılmaz Güney filmlerini yeniden vizyona sokuyor. Piyasada bulmakta zorlanacağınız, bulsanız bile sinemada izlemek isteyeceğiniz filmleri kaçırmayın derim.
Program : http://www.beyoglusinemasi.com.tr/fest.php?id=29
Posted by: nihilanth on: Haziran 20, 2009
Haber biraz eski, henüz yeni yazabiliyorum. 16. Adana Altın Koza Film Festivali, 13 Haziran’da dağıtılan ödüllerle sona erdi. Kazanan filmlere baktığımızda, daha önce Yeni Türk Filmleri #2 yazımda dikkat çektiğim Köprüdekiler filmi ve Oyun isimli harikulade belgeseliyle beğenimi kazanmış Pelin Esmer‘in 11′e 10 Kala filminin En İyi Film Ödülü’nü ortak olarak kazandığını görüyoruz.
Pelin Esmer gerçekten çok yetenekli bir yönetmen. 11′e 10 Kala filmi ilk kez 28. İstanbul Film Festivali’nde izleyiciyle buluşmuştu (Aynı zamanda Jüri Özel Ödülü kazanmıştı) . Ben henüz izleyemedim. Umarım önümüzdeki günlerde vizyona girer ya da en kötü ihtimalle Film Ekimi‘nde de izleme fırsatı buluruz.
Köprüdekiler’in yönetmeni ise Aslı Özge. Bu film de 28. İstanbul Film Festivali’nde Ulusal Yarışma’nın galibi olmuştu. Bu sene ödüllerin iki bayan yönetmene gitmiş olması sevindirici; ancak bu filmin ne kadar iyi olduğu konusunda net bir fikrim yok.
Diğer Ödüller:
En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu ödülü, Vicdan’daki rolüyle Tülin Özen’e verildi. En İyi Yarımcı Erkek Oyuncu ödülü ‘Mommo-Kızkardeşim’ filmindeki rolüyle Mustafa Uzun ve ‘Pandora’nın Kutusu’ filmindeki performansıyla Osman Sonant arasında paylaştırıldı. En İyi Sanat Yönetmeni Ödülü’nü ‘Gölgesizler’ filmiyle Serdar Yılmaz aldı. En İyi Müzik kategorisinde ödül alan isim ise ‘Dilber’in Sekiz Günü’ filmindeki çalışmasıyla Nail Yurtsever oldu.
En İyi Kadın Oyuncu ve En İyi Erkek Oyuncu Ödülleri yine önceki yazımda dikkat çektiğim ‘Uzak İhtimal’ filminin oyuncuları olan Görkem Yeltan ve Nadir Sarıcabak’a verildi.
Uğur Vardan’ın Festival ile ilgili izlenimlerini buradan okuyabilirsiniz.
Posted by: nihilanth on: Mayıs 31, 2009
13-22 Kasım 2009 tarihleri arasında gerçekleşecek 6. İstanbul Animasyon festivaline yarışma başvuruları başladı. 4 Eylül 2009′a kadar animasyon filmlerinizi gönderebilirsiniz. Etkinlik web sitesi.
Gönderilecek filmlerin kısa veya uzun maksimum 40dk olması gerekiyor.
Posted by: nihilanth on: Mayıs 28, 2009

2. Documentarist İstanbul belgesel günleri, 2-7 Haziran 2009 tarihleri arasında gerçekleşecek. Biletler mybilet üzerinden alınabiliyor. Ayrıca 2 Haziran’dan itibaren standlarda da satışa sunulacak.
Belgeseller, Pera Müzesi, Tarık Zafer Tunaya Kültür Merkezi, Fransız Kültür Merkezi, Hollanda Başkonsolosluğu, Union Church, Goethe Institut İstanbul ve Kadıköy Beksav’da izleyiciyle buluşuyor.
Etkinliğin web sitesi
Posted by: nihilanth on: Mayıs 24, 2009

13 Mayıs’ta başlayan Cannes Film Festivali‘nde bugün son gündü. Az önce sona eren törenle ödüller sahiplerini buldu ve festival sona erdi. Altın Palmiye ödülü Michael Haneke‘ye Das Weisse Band filmiyle gitti. Haneke, konuşmasında “Eşim bana, bazen kadınsı bir soru yönelterek ‘Mutlu musun’ diye sorar. Ona şimdi cevap veriyorum. Evet gerçekten çok mutluyum. Beni bu ödüle layık gördüğünüz için hepinize çok teşekkürler” dedi. Festivalde Jüri büyük ödülü ise Un Prophet filminin oldu. Jacques Audiard da konuşmasında yine çok sevinçli olduğunu belirterek Out of Africa filmindeki bir sahneden alıntı yaptı.
İşte Tüm Sonuçlar:
Altın Palmiye
“The White Ribbon” directed by Michael Haneke
Jüri Büyük Ödülü
“The Prophet” directed by Jacques Audiard
En İyi Yönetmen Ödülü
Brillante Mendoza, director of “Kinatay”
Özel Jüri Ödülü
Alain Resnais, director of “Wild Grass”
En iyi Senaryo Ödülü
“Spring Fever”, written by Feng Mei
En İyi İlk Film Ödülü
“Samson and Delilah”, Australia, directed by Warwick Thornton
Mansiyon Ödülü
“Ajami”, Israel-Germany, directed by Scandar Copti, Yaron Shani
Jüri Ödülü
“Fish Tank” directed by Andrea Arnold
“Thirst” directed by Park Chan-Wook
En İyi Kadın Oyuncu Ödülü
Charlotte Gainsbourg, “Antichrist”
En İyi Erkek Oyuncu Ödülü
Christoph Waltz, “Inglorious Basterds”
Altın Palmiye Kısa Film Ödülü
“Arena” – Joao Salaviza
UN CERTAIN REGARD (Belirli bir bakış ödülü, Bu kategoriye aday olan filmler diğer adaylıklarda yarışmıyorlar)
“Dogtooth,” Greece, Yorgos Lanthimos : Kazandı
“Police, Adjective,” Romania, Corneliu Porumboiu : Jüri Ödülü
“Nobody Knows About the Persian Cats,” Iran, Bahman Ghobadi : Özel Ödül
“Le Pere de mes enfants,” France-Germany, Mia Hansen-Love : Özel Ödül
Posted by: nihilanth on: Mayıs 16, 2009

Aşağıdaki liste, Quentin Tarantino’nun son filmi Inglorious Basterds‘ın Cannes Film Festivali sitesindeki yapım notları bölümünden alınmıştır. Muhtemelen filmde duyacağımız şarkıların listesi aşağıdaki gibi olacaktır.. Aratın, dinleyin..
Posted by: nihilanth on: Mayıs 11, 2009
1-11 Mayıs tarihleri arasında düzenlenen Eskişehir Uluslararası Film Festivali’nde bugün son gündü. 10 günlük festival Anadolu Üniversitesi ana kampüsü sinema salonunda ve Escort AVM sinemalarında film gösterimleri ve söyleşiler şeklinde gerçekleşti. Hafta sonu, programıma uygun olarak La Morte En Direct (Naklen Ölüm) ve Kız Kardeşim – Mommo filmlerini izleme fırsatı buldum.
La Mort En Direct, Harvey Keitel’in altın yılları olan 80′lerden bir film. Festivale kadar adını duymadığımı söyleyebilirim. Pek bilinen bir film değil. Ancak Bertrand Tavernier’in bu ilginç filminin dikkat çekmemesine şaşırdım doğrusu. Yıllar sonra Peter Weir’in The Truman Show ile bir benzerini çektiğini söyleyebileceğimiz film, televizyon ve film sektörüne güzel bir eleştiri niteliğinde. İnsanların doğal hayattan ölmelerine nadir rastlandığı günlerde, gazeteci Roddy’nin (Harvey Keitel) beynine bir kamera yerleştirilmiştir ve gördüğü her şey filme alınmaktadır. Roddy’nin görevi, ölümcül hastalığa yakalanmış Katherine Mortenhoe’nun (Romy Schneider) son anlarını kaydetmektir. Televizyon yapımcıları, şehrin her yerine astıkları “Naklem Ölüm” programını duyurmaktadırlar. Günümüzde benzer şeylerin yaşandığını bildiğinizde filmin önemi bir kez daha anlaşılır olmakta.

İzlediğim ikinci filmin bir Türk filmi olmasını istedim ve Kız Kardeşim: Mommo ile Pazar: Bir Ticaret Masalı arasındaki tercihimi Kız Kardeşim: Mommo, filminden yana kullandım. Yanımda götürdüğüm arkadaşımın “diğerine gidelim bu sıkıcı olabilir” demesine aldırmamakla iyi yaptığımı filmi izledikten sonra her ikimizde anlamış olduk. Mommo, film gösterimi sonrasında yönetmeninin de söylediği gibi filmde anlatılmak istenen şeyleri seyirciye oynamadan olduğu gibi gösterebilen, annesiz kalan iki çocuğun duygularını başarılı bir şekilde ekrana yansıtan bir film. Müziklerini Erkan Oğur’un yaptığı filmin kaderini başroldeki iki küçük yaştaki amatör oyuncuya bırakan yönetmen Atalay Taşdiken, gerçekten iyi bir iş çıkartmış. Söyleşisinde dizi sektörünün sinemanın önünü tıkadığından ve yetenekli oyuncuların kağıt mendil gibi harcandığından dem vuran Taşdiken, bu küçük oyuncuları katıldığı festivallere getirmeyerek bir bakıma iyi de yapıyor. Taşdiken, filminde çocukluğunda tanıdığı iki öksüz kardeşin öyküsünü anlatıyor. Türkiye’de festival festival dolaşan ve Berlin Film Festivali’nde de övgü alan yönetmenin bu ilk filminin adını yine duymaya devam edebiliriz. Daha iyi olmasını isteyebileceğim film, yönetmenin en azından sonraki projeleri konusunda bize umut veriyor. Filmin web sitesi.
Posted by: nihilanth on: Mayıs 1, 2009
Geçtiğimiz günlerde vizyona giren ve yakında vizyona girecek yeni Türk filmleri, sinemamıza yeni yönetmenler kazandırmaya devam ediyor.

Uzak İhtimal
Yönetmenliğini Mahmut Fazıl Coşkun’un üstlendiği film, Rotterdam’a 38 yıldır kabul edilen ilk Türk filmi olma özelliğini taşıyor. Bir müezzinin Galata’da, rahibe adayı bir genç kıza aşık olmasını anlatıyor filmin web sitesi nden fragmanını izleyebilirsiniz.
Filmin kazandığı ödüller :
Rotterdam Film Festivali : En İyi Film Ödülü
28. İstanbul Film Festivali : En İyi Yönetmen, En İyi Erkek Oyuncu ve En İyi Senaryo Ödülü
Crossing Europe Film Festival 2009 : Büyük Ödül

Benim ve Roz’un Sonbaharı
1 Mayıs 2009′da vizyona giren film, hasankeyflilerin hikayesini anlatıyor. Daha çok kitaplarıyla bilinen Handan Öztürk’ün ilk yönetmenlik deneyimi olan filmde Serkan Altunorak, Öznur Kula, Serra Yılmaz ile Zerrin Arbaş oynuyor.

Başka Semtin Çocukları
Aydın Bulut’un ilk yönetmenlik deneyimi olan film, İstanbul Film Festivali’nde izleyici ödülü kazandı. Filmi şu sıralar sinemalarda seyretmek mümkün.

Köprüdekiler
Aslı Özge’nin yönettiği Köprüdekiler, 28. İstanbul Film Festivali’nde En İyi Film ödülünü kazandı. İstanbul’un varoşlarında otururken kentin merkezine, Boğaziçi Köprüsü’ne çalışmaya gelen üç kişinin hayalleri üzerine olan filmde Fikret Portakal, Murat Tokgöz, Umut İlker ile Cemile İlker’in yer alıyor. Filmin web sitesi burada. Film önümüzdeki ay içinde vizyona girecek.
Yeni Türk Filmleri #1 yazısına ulaşmak için tıklayınız.
Son Yorumlar