İnovasyon 2013 – Acikinovasyon.com

20 Nis

Perşembe günü Fulya Yapı Kongre Merkezi’nde 12-18 arası düzenlenen Açık İnovasyon’un düzenlediği etkinlikteydim. acikinovasyon.com, kurulduğu günlerde dikkatimi çekmiş, devlet desteği alabilmiş çok iyi bir proje. Adım adım ilerleyerek, önce şirketlerin AR-GE departmanlarının dikkatini çekerek nihayetinde böyle Türkiye’de inovasyon adına konuşulan tüm ortamlarda konuşulabilecek duruma geldi ve böyle güzel organizasyonlar ile de bunu perçinledi.

Inovasyon 2013 etkinliği, benim çalıştığım kurumun ana sponsoru olduğu, bu yüzden katılma isteğimin epey arttığı bir şey oldu. Önceden bilet ayarlamaya çalıştım fakat başarılı olamadım, son güne gelindiğinde, yıllık iznimden 1 gün ayırarak, etkinliğe katılmak için Kartal’dan kalktım taa Gayrettepe’deki Genel Müdürlük binamıza gittim. Sabah 10′da oradaydım, tabi geleceğimi ve etkinliğe katılmak istediğimi önceden birilerine belirtmiştim. Sağolsun beni aralarına aldılar bir nevi ve bir şekilde içeri girdik.

Konuşmacı olarak First National Bank,  TEB, Denizbank, Yapıkredi , Kuveyt Türk, enpara.com ve Bankalararası Kart Merkezi ile BDDK’dan birisi vardı.. Sunumlardan en fazla izleyici reaksiyonu gören Kuveyt Türk’ün Altın Bankacılığı’nı anlattığı sunum ve enpara.com oldu. Denizbank’ın sunumunu beğenmedim. TEB ve Yapıkredi de fena değildi.  BKM nin sunumundan epey not aldım. Ancak BDDK tam anlamıyla facia idi. Sunum için diğerlerinden biraz ders alsınlar diyeceğim de, bence böyle bir etkinliğe davet edilmesi bile manasız. Hani avcıların toplandığı bir seminere PETA’nın davet edilmesi gibi bir şey :)

Biraz mesleki yönelimden, biraz da meraktan bu tür şeyleri kaçırmamaya çalışacağım ve gittikçe paylaşacağım.

 

Şimdi Değil ise Hiçbir Zaman…

13 Nis

Metroland_1997_Poster

Metroland, 1997 yılı yapımı; Christian Bale ve Emily Watson’ın başrolde oynadığı, Mark Knopfler‘in eşsiz soundtrack’i ile çok iyi bir seyir vaadeden bir film. Esasında Julian Barnes’ın bir romanından uyarlama…

70′li yıllarda geçen film, 30′lu yaşlarında evli ve bir çocuklu bir adamın, eski arkadaşı ile karşılaşıp Londra’da burjuvaziden tiksindiği ilk gençlik yılları ve Paris’te yaşadığı üniversite dönemi ardından tekrar İngiltere’ye dönüp evlenip sabit bir hayatı yaşadığı günleri ile geçmişini ve hayatını sorgulamasını konu almakta. Yönetmen Philip Saville ağırlıklı olarak TV yapımları yapmış olmasına rağmen oldukça güzel işlemiş konuyu.

Birdenbire…

8 Nis

Birdenbire keşfettiğim bir parça.. Orhan Veli’nin bir şiirinden..

Atilla Dorsay Değil de Başkası Olsaymış Olurmuş

5 Nis

Hurriyet.com.tr’den bir haber:

Sinema eleştirmeni Atilla Dorsay bugün Emek sinemasında çalışanların saldırısına uğradı. İnşaat şirketi olaydan sonra yaptığı açıklamada, büyük bir üzüntü duyduklarını, Atilla Dorsay’ı tanımayan bir işçinin uslubundan dolayı böyle bir hadise yaşandığı belirtildi.

 

“İNŞAAT ŞİRKETİNDEN AÇIKLAMA

Kamer İnşaat şirketinin ortağı ve proje sözcüsü Levent Eyüboğlu olaydan sonra açıklama yaptı.

Eyüboğlu, “Bugün Grand Pera kompleksinin inşaat sahasına giren Sayın Atilla Dorsay’ı tanımayan bir işçinin kendisini uzaklaştırmak için hiç de kibar olmayan bir uslup kullandığını öğrendim ve fazlasıyla üzüldüm.  Kendisinin de belirttiği gibi, müdahale eden işçi belli ki sayın Dorsay’ı tanımamaktadır. Konuyla ilgili bilgi almak için güvenlik kameralarını inceletiyorum.  Gerekli önlemleri almadan insanların içeride gezip dolaşması mümkün değil.  Sayın Atilla Dorsay’ın inşaat alanını gezmek istediğini ve inşaat aşamalarıyla ilgili bilgi almak istediğini bilseydik, kendisine gerekli güvenlik önlemlerini alarak eşlik etmekten büyük mutluluk duyardım” dedi.

Django Unchained

20 Şub

DjangoUnchained_Broomhilda

Django Unchained, sinema dünyasına hızlı bir giriş yaptı. Q.Tarantino, Kill Bill ile birlikte kitlelere hitap etmeye başlamıştı. Inglorious Basterds ile bunu perçinledi, bu film ile birlikte artık bir Tarantino filmi izlememiş sinemasever kalmayacak diyebiliriz. Herkes iyi kötü bir yorum yapıyor, çok seviyor ya da nefret ediyor. Ben yıllardır merakla beklediğim halde ancak geçen hafta seyrettim. Beklentim daha büyüktü açıkçası. Inglorious Basterds beni daha fazla şaşırtmıştı. Cristopher Waltz, Jamie Foxx harika idi. Samuel L Jackson da harika idi, hatta ben film boyunca tanıyamadığımı (daha önce okumuştum rol alacağını ancak filmi izlerken unutmuşum) söyleyebilirim.

Filme yöneltilen eleştirilerin bazıları ırkçı bir film olduğu yönünde. QT filmografisini baştan beri takip edenler QT’nin sadece film yapmayı sevdiğini, mesajla pek işi olmadığını, bir mesajı varsa onu da gedikli film seyircilerine göndermeler ile yaptığını bilirler. Bu gibi yorumlara ben sadece eleştiri olarak bakıyorum, altını dolduracak şeyler olsa da filmin o kısmıyla hiç ilgilenmiyorum.

http://www.geeknation.com/blog/10-awesome-easter-eggs-you-may-have-missed-in-django-unchained/

Öte yandan yukarıdaki blogda Tarantino’nun filmde kullandığı temalar, isimler ile ilgili sinema tarihinden alıntılar/benzetmeler yapılmış. Her şey den önce yönetmenin sinefilliği unutulmamalı; bu gibi detayların bilinçsiz ve tesadüfi filmde olduğunu herhalde kimse söyleyemez. QT yi her şekilde suçlayabiliriz ama taraflı bir film yapmış olmasıyla suçlayamayız. Siz biraz yanlış gelmişsiniz.

Zaman Yanılgısı

5 Şub

Vikipedi, Zaman başlığından alıntıdır:

Dünyanın ve Ay‘ın hareketleri sonucu oluşan Güneş‘in gökyüzünde hareket ettiği yanılgısı, insanlığın başlangıcından beri zamanı sembolize etmiştir.

Tarihçe

İnsanoğlu, tarih boyunca çeşitli metodlarla zamanı ölçmeye çalışmıştır. İlk başta insanlar için sadece yağmurun, karın, soğuğun, sıcağın zamanını bilmek yetiyor; mevsimler hasat zamanını, göç zamanını, barınma zamanını söylüyorlardı. Gittikçe daha küçük zaman birimlerine ihtiyaç duyan insanlar, yılı aylara ve haftalara bölmeye başlamışlardır.

Günümüzde, bir şeyler yapabilmek için hep daha fazla zamana ihtiyaç duyan insanoğlu, teknolojik keşifler ile hayatı biraz daha kolaylaştırmak ya da karışıklaştırmak dışında zaman konusunda neden hiçbir şey yapamaz olmuştur?

Zamanın git gide daha az geliyor olması, hızlı geçtiği hissi, “tutamıyorum zamanı” abandonesinin yaşla ilgisi var mıdır? Yoksa dönemsel bir şey midir..

Şu anki çocukların bu konudaki görüşlerini bilmek isterdim. 10-15 yaş arasında olanlara özellikle. Zaman hızlı geçiyor gibi mi geliyor yoksa “ben ne zaman büyüyecem, ne zaman 18 yaşımı dolduracağım” diye mi soruyorlar acaba..

Merak ediyorum.

Nikon Bulundurmak

29 Oca

Dijital fotoğrafçılıkta, bir fotoğraf makinesi ile belirli objektifleri kullanarak belli bir zaman sonra hep aynı kalitede/teknikte fotoğraflar çekmeye başlıyorsunuz. Hatta internette, -dijital olarak bozulmamış- fotoğrafları incelediğinizde hangi makinenin eseri olabileceği ilk görüşte bile az çok tahmin edilebiliyor. Bunu aşmak, farklı görüntüler elde etmek için bir süre sonra yeni, daha üst düzey, kontrolün daha çok elinizde olduğu ve oluşacak şeye daha çok hakim olabileceğiniz bir cihaza ihtiyaç duyuluyor.

Yeni bir fotoğraf makinesi aldım. 3 gün oldu, henüz daha bir şey çekmedim. Nasıl çekeyim? hafta içi 7.5 ta yola çıkıyorum, akşam 8 bazen 9′a doğru eve varıyorum.

Şu an bu kıymetli cihaz ile olan birlikteliğim “bulundurmak” tan öteye geçemiyor. İlk hafta sonu belki yine geçemeyecek, ama güneşin açıp kendini gösterdiği ilk hafta sonu, havanın sıcaklığına bakmaksızın yanımda “taşıyacağım” bu emaneti.

Hafta sonu Hayyam’daydım. Daha önce Canon için, Tokina 11-16mm lensini aldığım ve o günler epey yardımını gördüğüm bir arkadaşı da çağırdım. O da sağolsun geldi. 2.5-3 saat bir Doğubank, bir Hayyam, dükkan dükkan gezdik. Sonunda ilk başta pek güven vermese de Doğubank pasajında uygun diyebileceğim bir fiyata bir dükkandan aldım. Yeni modellerin çıkması piyasayı oldukça hareketlendirmiş ve özellikle spot ve ithal makineler, her türlü riskine rağmen fiyat bakımından tercih edilebilir gözükmekte.

3 sene önce Canon da olduğu gibi yolculuğu yine yalnızca 50mm lens ile başladım. Tabi Nikkor 50mm 1.4 g lens ile eski Canon 50 mm 1.8 lensi kıyaslamak gereksiz.

Hatta, Nikon ile Canon u karşılaştırmak da gereksiz.

Benim eski makinem Canon idi, kısa süre önce onu satıp şu an Nikon aldım; bir sonraki belki yine Canon olur.. Biraz da bunu denemek istedim. Üstelik D600, birçok bakımdan ikamesi Canon 6D’ye göre, hadi üstün demeyelim, aradığım özellikleri kendisinde barındırıyor diyelim.

Bu piyasayı yakından takip edenler, okuyup kıyaslayanlar, fikir sahibi olanlar nette bolca mevcut. Son 3-5 senedir Canon’un çok tutulduğunu biliyorsunuz zaten. İstediğiniz sitelere girin, istediğiniz fotoğrafları inceleyin, yine o an aklınızdan geçen, kalbinizin ya da cüzdanınızın (bazı muadil modellerde bile fiyatlar arasında farklar oluşmuş) yakın olduğu hangisiyse onu seçeceksiniz.

Canon 550 D’den Nikon D600′e geçtim. İsimleri birbirine çok yakın ama iki alakasız segmentte iki alakasız makine.. Her neyse, bunlar hakkında da nette bolca yazı yazıyor. D600 ile ilgili hoşuma giden en güzel şey makinenin henüz kapalı kutu olması, teknik ayrıntılar ve ilk incelemeler dışında, Eylül 2012 çıkışlı bir alet olduğundan, kendisiyle henüz çok az fotoğraf çekilmiş, çok az kişi tarafından kullanılmış ve keşfedilmeyi bekliyor.

İçinde bulunduğu çantaya baktıkça kendi kendime “Artık Nikon bulunduruyorum” diyorum. Henüz ev içinde deneme amaçlı üç beş çekim dışında kullanamasam da, bu insana huzur veriyor. Bir gün lazım olacak ve onunla istediğim fotoğrafları çekebileceğim.

Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.