Istanbul’da iki Tiyatro Festivali Birden
Tiyatroya pek ilgi duymayan bir insan olarak bildirme gereği duydum bu olayları ilgilenenler için..İstanbul Kültür Sanat Vakfı (iksv) 11 Mayıs - 6 Haziran tarihleri arasında iki ayrı festival yaşatacak İstanbul’lulara. Birisi 15. İstanbul Tiyatro Festivali diğeri 4. Uluslararası Tiyatro Olimpiyatları.. Özellikle Uluslararası Tiyatro Olimpiyatlarında birbirinden ilginç şovlar görülebilir.4. Uluslararası Tiyatro Olimpiyatları ve 15. Uluslararası İstanbul Tiyatro Festivali kapsamında 10 ülkeden dünyaca ünlü tiyatro ve dans toplulukları olmak üzere 10 yabancı oyun ve Türkiye’den 15 oyun olmak üzere 60’ın üzerinde gösteri yer alıyormuş..Festival hakkında ayrıntılı bilgi için burayı,
Bilet satışları hakkında ayrıntılı bilgi için burayı tıklayın.
bildirgeç’teki yazım
Eve Dönüş :)
Kişisel bir entry olacak ama bildirmek zorundayım. Yarın Kocaeli’ye geri dönüyorum. Bugün dönecektim ama elde olmayan sebepler ve henüz bilet alamadığımdan dolayı ertelendi. Neredeyse 3 aydır gitmedim eve. E özledim
Evi, annemin yemeklerini, çamurlu sokaklarda gezmeyi, hiç bir iş yapmadan yatmayı özledim. 1 hafta, belki daha fazla kalacağım, biraz öğrenci olduğumu unutayım, yatayım hiç bir şey yapmadan değil mi .) Gebze’deyken belki siteyi güncelleyemeyebilirim ama bir şeyler yazmaya devam da edebilirim. İzmir’i ve birilerini özleyeceğim..
Metacafe
Daha önce sinemafanatik ve bildirgeç‘te tanıttığım bu yazılımı burada da anlatayım dedim.
Bu yazılım internet üzerinden bir çok kullanıcının paylaştığı sanal bir network e ev sahipliği yapıyor.
Siteden metacafe yazılımını indiriyorsunuz. yazılım hergün internetten çeşitli ilginç videolar,film fragmanları, swfler ve oyunları tarayıp otomatikman download ediyor, download ederken yazılım ekranında hepsinin önizlemesini görüyorsunuz. Dilerseniz bunları kaydediyorsunuz ya da silebiliyorsunuz, indirilecek içeriğin tarzına siz karar verebiliyorsunuz, sadece ilginç videolar ya da sadece fragmanları gönder bana gibi. izlediğiniz videolara oy verip yorum da gönderebiliyorsunuz. Sizinde bu arşive video,resim ya da swf dosyalarınızı yollayıp paylaşabileceğiniz bir profiliniz var.
Yazılım görev çubuğunda çalıştığı sürece internette siz hiç gezinti yapmadığınız zamanlar download’a devam ediyor.
Programın en güzel özelliği ücretsiz olması ve arada sırada yüklenen olağanüstü amatör illegal görüntülere rastlama şansınız.. tabi bu tür şeyler genelde farkedildiğinde hemen siliniyor.
Yazılımı indirip kurduğunuzda metacafe simgesi hemen belirecektir. Hemen download a başlıyor. Program içinde gerekli ipuçları da mevcut yalnız zaten öyle zor birşey değil. Yazılımda ilk yüklenen video vs. şeyler new tabında duruyor, daha sonra old tabına geçiyor, eğer kaydederseniz saved tabına alınıyor. Ama bu saved tabı da dolduğunda bazı dosyaları sildiğini farkettim. O yüzden sevdiğiniz dosyaları güvenli bir yere almak için üstüne tıklatıp ’save video file as’ yapmanızı öneririm.
DESEM’de Voksne Mennesker

İzlandalı, Noi Albinoi’nin yönetmeninin yeni filmi Voksne Mennesker - Tutunamayanlar adıyla (filmle pek ilgisi yok bu adın aslında, Voksne Mennesker ‘Yetişkin İnsanlar’ demekmiş) Türkiye’de ilk kez Film Ekimi 2005′de gösterilmişti. Film bu hafta DESEM’deki sinematekte oynuyor. Farklı bir film izlemek isteyenler kaçırmaması gerekir. Biz de dün bir arkadaşla beraber izledik. Biraz geç kaldığımız için ilk 2 bölümü kaçırdık bu da azıcık konsantrasyon sorunu yarattı ama sonra film sorunlu görünen ama sempatik karakterleriyle içine aldı bizi..
Voksne Mennesker, yönetmenin bize yeni şeyler denemeyi sevdiğinin bir göstergesi.
Sosyal hayata entegre olamamış insanların yaşamlarını, sıkıntılarını, birbirleriyle nasıl ilişkiler içerisinde olduklarını gösterirken, ufaktan, bunlar yetişkin olsa nasıl olurlardı? nın cevabını da vermeye çalışıyor. Filme bir bakımdan “coming of age” (çocukluktan olgunluğa geçiş ve değişen yaşam anlayışlarını konu alan filmler) filmi olarak bakmak tam olarak yanlış olmasa da filmin esas gayesi bir “coming of age” filmi olmak değil.
Film , birbirine bağlı kısa bölümlerden oluşuyor. Siyah beyaz çekilmiş ama aslında çok renkli hissi veriyor.. Filmde bir kaç saniye süren tek bir renkli sahne var o da zaten harika bir zamanda gözüküyor.. Dagur Kari vermek istediğini izleyiciye veriyor. Görsel olarak ve anlatım tarzıyla insanın aklında uzun süre yer etmesi işten bile değil. Basit bir kaç öyküymüş gibi gözükse de filmdeki ayrıntılara dikkat edildiğinde çok fazla güzellikle karşılaşılıyor. Spoilerlı yorum yazmak istemiyorum, o yüzden siz izleyin, tadını çıkartın .)
Dagur Kari filmi siyah beyaz çekmesinin sebebini “bu filmin, sinema dilinin hayat ve kayıtsızlık dolu olduğu ama aynı zamanda güçlü bir tarz anlayışının hakim olduğu o masum 60’lara bir saygı duruşu olmasını istedik. modern zamanı kucaklarken nostaljik kalabilmek istedik. siyah-beyaz çalışmak da bize günümüzde nostalji yapma imkânını verdi.” şeklinde açıklamış. Çok da haklı..
Filmden bir kısa repliği söyleyerek bu basit yazıyı sonlandırmak istiyorum
“Ben baba falan olamam ki, gazete bile okumuyorum ben”
Filmden 2 güzel duvarkağıdına şuradan ulaşabilirsiniz :
http://img124.imageshack.us/img124/1599/11024×7686mm.jpg
http://img124.imageshack.us/img124/3776/31024×7688gf.jpg
Eğitime Destek Kampanyası
Ntvmsnbc, bazı sponsorlarla birlikte bi kampanya başlatmış. Link‘e tıklandığında 1 okula 1 bilgisayar bağışlandığı söyleniyor. Hangi firmanın hangi okula bağış yaptığı tıklama sonucu yazıyor. Üstelik tıklama sınırı da yok, 10 tane bas, 10 tane gitsin. Belli bir süre tıkladıktan sonra bir dejavu hissine kapılabilirsiniz..
Bir Çırpıda Stanley Kubrick Belgeseli

Stanley Kubrick : A Life in Pictures belgeselini izlerken tuttuğum, Kubrick hakkında bilinmesi gereken şeyleri içeren notlarımı paylaşayım dedim.Kubrick 1928 yılında Newyork’ta doğup büyüyor, varlıklı bir ailenin çocuğu, bir hanım evladı gibi yetişiyor.Çok kitap okuyor, ayrıca arkadaşlarına şaka yapmayı ve oyun oynamayı seviyor. Annesinden çok destek buluyor. Babası fotoğrafla ilgilendiği için o da fotoğrafa ilgi duyuyor ve ilk çekimlerine başlıyor. 16 yaşında çektiği ilk fotoğraf zamanın ünlü dergisi ‘Look’ a satılıyor. Kubrick ondan sonra Look dergisinde çalışıp zamanın ünlü boks maçlarının fotoğraflarını çekmeye başlıyor…Daha sonra ilk kısa filmi Day of the fight ı çekiyor. Bu filmde boks ile ilgili. Filmin finalindeki dövüş sahnesi gerçek. Kubrick daha sonra kısa belgeseller çekiyor ve 1953 yılında ilk uzun metrajı olan Fear and Desire geliyor. Daha sonra Killer’s Kiss filmi geliyor bu filmin çekim aşamasında Kubrick çok parasız durumda. 30 dolarlık işsizlik maaşını çekerek filmin bütçesini karşılamaya çalışıyor. Kubrick daha sonra yapımcı Jim Harris ile tanışıyor. Fakat ellerinde film çekmek için konu yok. İşte bu noktada kitap araştırmaya başlıyorlar. Kubrick’in filmleri kitaplardan uyarlama alışkanlığı buradan geliyor.

Kubrick Oscarlı görüntü yönetmeni Lucien Balard ile tanışıyor. The Killing filminin çekimleri sırasında görüntü yönetmeniyle mercek konusunda tartışmaya giriyor ve Kubrick aynen şöyle diyor ‘Kamerayı istediğim mercekle istediğim yere koy yoksa seti terket ve devam etme’ Lucien mecburen kabul ediyor ve Kubrick’in bu konudaki başarısını görünce bir daha hiç tartışmıyorlar. The Killing filmi ticari bir başarı olmasa da Kubrick’in adının duyulmasına yardımcı oluyor. Daha sonra Paths of Glory ilk çıktığında beğenilmiyor -ki harika bi filmdir- Kubrick, Paths of Glory filminde oynattığı, filmin son sahnesinde söylediği şarkıyla herkesi ağlatan Alman hatunla evleniyor (ne güzel değil mi) {Ara bilgi : Paths of Glory Fransa’da 20 yıl yasaklanıyor.} Kubrick 28 yaşındayken Hollywood’ın tüm dikkatleri ona çevriliyor. Daha sonra Kubrick’in Spartacus vakası var. Çok başarılı olduğu halde Kubrick kendi istediği filmi yapamadığı için kızıyor. “Bundan sonra son sözü benim söylediğim filmleri yapmak istiyorum” diyor (yürü be). Sonra Lolita filmi geliyor. Lolita skandal gerekçesiyle dağıtım problemi yaşıyor. Katolik kilisesi sansürlüyor filmi. Bir filmin kilise tarafından kınanması tüm kiliselere ‘O filme gitmek günah’ şeklinde yazılar gönderilmesi anlamına geliyor tabi. Kınandığı için vizyona girmesi 6 ay gecikiyor. (hollywood nereden nereye) Vizyona sokabilmek için bazı sahneleri kesiyor Kubrick ama daha sonra ‘Böyle olacağını bilsem hiç çekmezdim’ diyor Newsweek dergisine. Lolita çok tartışılınca Kubrick’in popülerliği artıyor, daha sonra diğer olay film olan Dr.Strangelove geliyor.

Gazetelerde böyle bir film yaptığı için Kubrick’e fiziksel zarar verilmeli diye köşe yazıları çıkıyor
Daha sonraki filmi 2001 : A Space Odyssey
için herkes gereksiz ve berbat yorumu yaptı ilk başta. Sinema sahiplerine yapılan gösterimde 241 kişinin salonu terkettiği söyleniyor. Kubrick çok üzüldü. Ama Kubrick’in usta yönetmen sıfatını kazandığı film oluyor bu daha sonra. Kubrick 2001′den sonra peşpeşe sansasyon yaratan filmler gelmeye devam ediyor. Artık Kubrick’te her filminde sansasyon yaratmak istiyor. Hep yapılmayanı yapmayı, tartışılmayanı tartışmayı ve en çarpıcı olanı en mükemmel gözükeni göstermek. Bu durmak bilmeyen mükemmeliyetçi arzu Kubrick’te büyük bir takıntı haline geliyor. Son döneminde peşpeşe filmler çekememesinin en büyük sebebi film yapacak konuyu büyük titizlikle araştırması, eğer o konuyu başkası çekmek istiyorsa projeyi bırakıp vazgeçmesi ve kendine yeni konu araması ve bulduğu konuyu çekmesinin de yıllar sürmesi.. Kubrick’in hayatında satrancın çok önemi var. Napolyon’u da çok seviyor, sebebi zeki olduğu halde başarısız olabilmesi. Kubrick hata yapmaktan çok korkuyor. Gözlerden uzak ve rahat yaşarken tartışmalı roman A Clockwork Orange‘ı uyarlamasıyla birden olaylar yine alevlenir. Bu film çok büyük yankı uyandırıyor, Clockwork Orange çeteleri kuruluyor. İşlenen filme benzer tüm suçlardan bu film suçlu tutuluyor. Kubrick ölüm tehditleri almaya başlıyor. Warner Bros’dan destek arıyor. Kubrick 61 hafta oynadıktan sonra Warner Bros’a yoğun ısrarı sonucu filmi geri çekmeyi başarıyor.(Sinema tarihinde bunu başka kimse yapamazdı) Kubrick Barry Lyndon filmiyle teknik anlamda çok uğraştığı halde o dönem Hollywood aksiyon filmleri dönemine girdiği için film bezdirici damgası yedi. Kubrick çabası görmezden gelindiği için çok üzüldü. Kubrick daha sonra hem kendini hem izleyicileri tatmin etmeyi düşündüğü Stephen King uyarlaması olan The Shining‘i çekiyor. Ünlü “Filmlerde gerçeğin fotoğrafını çekmezsin, gerçeğin fotoğrafıının fotoğrafını çekersin” lafını bu filmin setinde söylüyor. Kubrick yaşlandıkça daha garip ve daha ayrıntıya müdahale eden insan haline geliyor. Daha sonra Full Methal Jacket geliyor, çok etkileyici ve yenilikçi bir savaş filmi olmasına karşın çekildikten 7 sene sonra vizyona girdiği için ilk başlarda diğer vietnam filmlerinin arkasında kalıyor. Ama daha sonra yine bu filmin de kalitesi anlaşılıyor. Kubrick daha sonra uzun süre konu arama sıkıntı yaşıyor. En son Eyes Wide Shut‘ı yapacağını duyurunca 10 yıldır film yapmayan ve röportaj bile vermeyen Kubrick’in delirdiğini düşünüyor herkes..
Evet kubrick münzeviydi, iyiki de münzeviydi
Hiç bir filmi gizli kalmadı ama, hepsi kitleler tarafından izlenildi.
Kubrick adeta bir savaş veriyordu, film setinde verdiği mücadelenin cevabını eleştirilerde görüyordu. Hiç bir zaman ticari başarı onun için ön planda olmamıştır.Sadece beğenilmek ve anlasılmak istiyordu ama hic bir zaman kendini anlatmaya uğraşmayan bir insandı. Kubrick’in Eyes Wide Shut’ı yapmak istemesiyle çılgın sinemacı Howard Huges ile bile kıyaslandı.. Eyes Wide Shut’ın çekimleri 3.5 seneyi aşıyor.Film 1 Mart 1999 yılında ilk kez gösteriliyor ve Kubrick ilk gösterimden 1 hafta sonra vefat ediyor.. Geriye hepsi başyapıt kabul edecek kadar kaliteli ve başarılı 16 uzun metrajlı filmi ve çok büyük bir hayran kitlesi bırakarak.. Bir daha Kubrick gibi yönetmen, çok ama çok zor gelir..

Türkiye için 100 milyon Mesaj
![]() |
Türkiye’nin erozyonla mücadelesi, ağaçlandırılması ve doğal hayatın korunması gibi olaylar bakımından bir takım hizmetleri bulunan tema vakfı bazıları haz etmese de, iyi bir proje başlattı. |
Türkiye için 100 milyon mesaj başlığıyla katılımcılarının cep telefonlarına yollanan mesajlardan elde edilecek gelirlerle türkiye’ye on milyar! evet 10 milyar meşe kazandırmayı planlayan bu proje’nin toplam maliyeninin 1.8 milyar $’ı bulduğu tahmin ediliyormuş. kampanya’ya katılım için yine çeşitli alternatifler mevcut. gerek cep telefonuna mesaj alarak gerekse belli bir sayıdaki meşe’nin ekim,dikim ve sulama gibi masraflarına benim de katkım olsun diyerek havale yoluyla yardımcı olabiliyorsunuz. 100 milyon mesaj projesine katılım şuraya tıklanarak gerçekleştirilebildiği gibi, olayın tanımının yapıldığı şuradan Projenin amacına ve ilgili alternatif bilgilere ulaşabilirsiniz.
Projenin en güzel yanı cep telefonunuza reklam mesajı gelirken sizden herhangi birşey gitmemesi. Sadece gelen kutunuzda 20 yeni mesaj görüyorsunuz, katılınız. Ben de burdan bunu duyurarak ne kadar doğa sever bir insan olduğumu belli etmek istedim :O Türkiye çöl olmasın!
Pillinetwork’den Yeni Uygulama
Az çok blog işleriyle uğraşan herkesin bildiği bir yer var, pilli. Şimdi bu site çok güzel bir uygulamaya geçti. Kendi sitelerinden olan hafif.org ve bildirgec.org sitelerinin tabanlarını birleştirdi. Türkiye İnterneti ve Yazın Kültürü için (ilginç bir tanım oldu) büyük, kendileri için yine büyük bir adım atarak yazarlarının yorumlarından kazanç edinmesini sağladı. Üstelik hafif.org, bildirgec.org ve pilli.com‘un herhangi birine yazdığınız yorumdan sağlayacağınız kazanç aynı hesapta toplanıyor. Peki nasıl kazanıyorsunuz? Bir yorum yazıyorsunuz, yorumunuzun bulunduğu yerde google adsense reklamları bulunuyor. Her gün bu Adsense reklamlarından elde edilen gelirin %70′i site tarafından yazarlarına bölüştürülüyor. Okunma oranınıza göre daha çok kazanacaksınız yani. Yazmayı, kaliteli yazmayı teşfik edici nitelikteki bu uygulama için kendilerini tebrik eder, uygulamadan duyduğum memnuniyeti bildirmek isterim. İlgilenirseniz, ayrıntılı bilgi edinmek için yukarıdaki sayfaları ziyaret edinmeyi unutmayınız.
Kendimi Kontrol Edemiyorum

Gençkan adlı şarkıcının söylediği 80′lerin pop şarkılarını çağrıştıran müthiş bir çalışmanın klibini sonunda edindim ve paylaşayım dedim sizlerle. Öyle bir klipki her karesindeki ayrıntılara dikkat edip ayrı ayrı yarılabilirsiniz. Sanatçının elindeki klasik gitara basit bir parmak hareketiyle elektro gitar sesi verebilmesi! ayrı bir olay.) Şarkının melodisi ve nakaratı günlerce tekrar edilebilecek kadar güzel. Azimli popçu Gençkan’ı bu müzik anlayışından ve müzikal başarısından dolayı ayrıca tebrik etmek gerekiyor. Kulislerde çoktan zamanın ötesinde’ye geçen bu eserin tüm Türkiye tarafından anlaşılıp kült kabul edilmesi pek yakındır.
Burdan izleyin ya da, indirmek için tıklayın
Dofus Dünyası
Yaklaşık 3 hafta önce sinemafanatik‘ten bir arkadaşın tavsiyesi ile tanıştığım ve kısa sürede bağımlısı olduğum, kendisine tactical strategy diyen, [Massive Multiplayer Online Role Playing Game] , dofus adlı oyundan bahsetmek istiyorum.
Çok basit çizimlere sahip olduğu halde verdiği eğlence ve zaman kaybı için yapımcıları kutlamak gerek. Oyun flash tabanıyla yapılmış ve aşığı da vereceğim adresler doğrultusunda sizde indirip oynayabilirsiniz. Ücretsiz oynanabildiği gibi aylık 7 $ gibi bir ücret ödeyerek oyunun tüm özelliklerinden yararlabilirsiniz. Ben ücretsiz oynuyorum şimdilik. Ücretsiz oyunda sadece Astrub Village de hareket edebilirken full member olduğunuzda bir çok yeni şehir,item,resources ve monster ile karşılaşma fırsatı buluyorsunuz. Ama başlangıç için full member olmaya gerek yok.

Dofus‘ta 8 erkek 8 kadın olmak üzere 8 karakterimiz var .) 16 karakterimiz var ama bunların özellikleri aynı olduğu için öyle dedim. Tek farkları kadın ya da erkek olmaları yani.
Oyunumuza giriş yaptığımızda bize bir karakter yaratmamız söyleniyor 8 tane den birisini seçiyor ve daha sonra kız mı erkek mi olacağına karar veriyoruz. Bu karakterlerin hepsinin farklı özellikleri, spelleri var. Level atladıkça spellerimizi geliştiriyoruz yeni spelller kazanıyoruz ve 5 karakteristik puanı kazanıyoruz. Bu karakteristik puanını dilediğimiz gibi (enerjiyi,şansı,gücü,bilgeliği vs.) arttırmak için kullanabiliyoruz. Hepsinin farklı fonksiyonu var ve bu o ekranda anlatılıyor. Herneyse başlangıçta karakteri giydiriyoruz sonra başlıyoruz Level 1 ile oyuna.. İlk başlarda basit hareketleri öğrenmek için oyunun içinde kısa bir tutorial hazırlanmış. Oyuna girince direksiyonları izlediğinizde görüp hemen kapacaksınız zaten. Sonra herkesin olduğu ortama giriyosunuz ve hayatınız başlıyor.. Karakterinizi güçlendirmek ve bir şeyler elde etmek için için savaşlar yapabilir, görevler yapabilir, ticaret yapabilirsiniz. Kendinize bir meslek ediniyosunuz. Balıkçı,Oduncu,Kuyumcu,Silah Üreticisi,Fırıncı vs. gibi 10 larca meslek var oyunda. Meslek level’iniz ve karakter level’iniz ayrı şeyler. Karakter level’inizi arttırmak için önce şehirdeki küçük hayvanlarla savaş yapmanız lazım. Hayvanlarla savaştığınız zaman onların yünleri,derileri,mideleri gibi garip parçalarını elde edeceksiniz. Buradan sonra işin ticaret kısmı başlıyor. Oyunda belli bir piyasa var, herkes bazı itemlara kafasına göre fiyat biçse bile yinede belirli bir piyasa fiyatı oluşmuş durumda. Ufak şeyleri satmaya fazla zorlanmazsınız. Çevrenizde, pazarlarda dolaşım sizin item ın kaça satıldığını öğrenip bir miktar altına sattığınızı söylediğinizde hemen alıcı gelecektir. İlk başlarda para kazanmak zevkli oluyor. Ama sonradan o 20-30 kamas’ın (kamas : oyundaki para birimi) aslında hiç bir şey olduğunu anlamanız geç olmuyor .)
Oyunun en güzel yanı çıkmanız gerektiğinde karakterinizin ve oyunun devam etmesi. Oyundan çıkmadan önce Tüccar moduna geçiyorsunuz. Inventory’nizden Stock’a koyduğunuz ve fiyat belirlediğiniz herşeyi siz oyundan çıktıktan sonra alıcılar bakınıp alabiliyor. Oturduğunuz yerden para kazanıyosunuz yani. Oyuna daha sonraki girişinizde kaldığınız yerden devam ediyosunuz. Bir harita da en fazla 6 tüccara izin veriliyor. O yüzden tüccar olmak için kendinize boş bir harita bulmalısınız.
Oyunda bir harita var, Geoposition’a tıkladığınızda çevrenizi ve şuan nerede olduğunuzu görebiliyosunuz. Burada bazı merkezlerin yerleri belirlenmiş kolaylık olsun diye, ve koordinatlar da var kaybolmamanız için.
Oyunun diğer şeker olan yanı ise kimseyle zorla savaşa girmemeniz. Kimse size sizin isteğiniz olmadan saldıramaz ve sizde kimseye saldıramazsınız. Sadece oyundaki hayvanlara saldırırsınız. Yani bu oyun bir nevi herkes geliştirsin karakterini, herkes eğlensin mantığıyla yapılmış. O yüzden de küçük çocukların ve kızların daha fazla rağbet gösterdiğini görebilirsiniz .) Tabi böyle diğerek oyunu iyice ezmiş gibi oldum ama aslında o kadar da değil. Çok büyük bir rekabet var oyunda. Çeşitli Guildler var ve herkes birbirini geçmeye çalışıyor. Guildler arası savaşlar yapılıyor. Çeşitli ticaretler,anlaşmalar yapılıyor, kimsede birbirine yardımcı olmuyor. Şahsen oyuna girdiğimde o kadar sorduğum halde saatlerce kimsenin bana cevap vermediğini gördüm. O yüzden bunlarla karşılaşabilirsiniz. Bir çok oyunda olduğu gibi noob lar bu oyunda da ezik olmaya devam ediyorlar geçici bir süre de olsa
Önemli olan noob psikolojisini çabuk atlatmanız ve oyuna ısınıp bir an evvel level kasmanız.

Bu da benim karakterim. Cra.. Archer görüldüğü gibi. Ben 2-3 haftadır oynuyorum. Lvl 26 oldum. Çok para kazandım, oyun içinde çok şey öğrendim, kendime kıyafetler, silahlar falan aldım. Eğlenceli şeyler tabi bunlar. Oyundaki karakterimin adı nihilanth. Aslında birden fazla karakter yapabiliyosun ama bir de onları büyütmeye uğraşmak istemedim. Bu konuda bir sorunuz olduğunda yardımcı olurum.
Burdan oyunu indiriyosunuz - link güncellendi
Burdan kayıt oluyosunuz
Bu yazım Hürriyet Gazetesi’nin e-yaşam ekinde haftanın yazısı olarak yayınlanmıştır. O yazıyı görmek için burayı tıklayınız.
