Posted by: nihilanth on: Ekim 7, 2006

Zamanında bir çok festivalde ünlü İspanya’lı sürrealist yönetmen Luis Buñuel‘e en iyi yönetmen ve uyarlama senaryo ödülleri kazandırmış bu film Oscar’a “En iyi Yabancı Dilde Film” ve “En iyi Uyarlama Senaryo” dallarında aday olmayı da başardı fakat eli boş döndü. Pierre Louÿs’in La femme et le pantin (Kadın ve Kukla) kitabından sinemaya uyarlanan film, bir Bunuel hayranı olan benim de büyük beğenimi kazandı. Tristana‘dan sonra, bu kez, Bir Bunuel filmini de izledim kurtuldum diye değil, bir Bunuel filminin tadına daha vardım diye sevindim. Bunuel’in bu son filmi gayet ilginç. Kitabı okumadım fakat kitaba pek sadık kalındığı söylenmiyor. Bunuel’in sürrealistliğini yansıtabilmesi için de elbette böyle yapması gerekiyordu.
Bir erkeğin bir kadına duyacağı arzu’nun, o arzu hissinin adeta tanımını yapmış bize Bunuel. Conchita arzulanan, Mathieu arzulayan. Ters giden bir şeyler var, bir Bunuel esprisi seçilebiliyor filmin her bir karesinden. Yine her zamanki gibi bir çok hiciv var. Herkesin dilediği gibi yorumlayabilmesi için de imgeleri bırakmış sağa sola yönetmen.
- spoiler -
Conchita’yı iki rolde görüyoruz, birini Carole Bouquet, diğerini Ángela Molina canlandırıyor bilindiği gibi. Bazılarına göre Conchita karakterinin kişisel sapmaları, bazılarına göre ise Mathieu’nun Conchita’yı iki farklı şekilde hayal etmesi bunun açıklaması. Bence ise Bunuel burada her zaman yaptığı gibi izleyicinin kavramasına müdahale etmek için yapmış. İki farklı Conchita arasında davranış bakımından çok fark var, ilk görünen daha masum ve çocuksu, ikincisi femme fetale diyebileceğimiz türden. Yine de Bunuel Conchita’nın ruhundaki birbirine çelişkili gibi gözüken iki farklı karakteri izleyiciye daha iyi yansıtmak için fiziksel farklılık yolunu seçmiş.Benim görüşüm bu en azından. Çünkü bu 2 oyuncu fikrine de son andaki bir aksilikten dolayı karar vermiş.
- spoiler -
Filmdeki terör olayları dönemin gidişatını yansıtıyor ve Bunuel terörüde filmin çok içinde olmasına rağmen önemsenmeyen bir şeymiş gibi gösteriyor. Bu Bunuel’in ironisinden kaynaklansa da, aslında gerçek hayatta da terörün bu kadar içimizde olmasına rağmen hayatın umursuzca devam ettiğini de göstermiş oluyor.
Bunuel, yönetmenliğini yaptığı bu son filmle sinema dünyasına geride güzide filmlerini bırakarak veda ediyor.
Ekim 15, 2006 4:58 pm
umarım bu filmin Baroncelli’nin 1929′da yaptığı ilk versiyonunu da bir gün tamamını izleyebiliriz.