Yahoo Mail’de yenilik
Uzunca bir süredir gmail kullanıyordum. Gerek hızı gerek kullanılabilirliği ve 3 GB’a yakın deposu ile tercihim bu yöndeydi.. Yakın bir süre önce Yahoo Mail, sistemini web 2.0 konseptinde düzenleyerek yeni sürüme geçti. Görüntüsü biraz karışık gibi görünsede kullanımı oldukça kolay.Geçen seneden beri beta olan ve mail gönderiminde sorunlar oluşan sistem sanırım artık büyük ölçüde düzelmiş. Eski ve uzun süredir kullanmadığım için deaktif olmuş mail hesabımı ben de yeniden aktifleştirerek inceledim. Hali hazırda Yahoo Mail Beta aşamasında olmasına rağmen oldukça güzel. Ayrıca gmail’den daha hızlı olduğunu farkettim. Yahoo, kısa bir süre önce de,tüm kullanıcıları için sınırsız posta hizmeti vereceğini duyurdu. Mayıs 2007′den sonra, yaklaşık 250 milyon üyesiyle lider olan yahoo, tüm kullanıcıları için sınırsız posta hesabı verecekmiş. Gerekiyordu da zaten bu artık.. Bakalım mail rekabetinde yahoo, konumunu koruyabilecek mi..
Google, bizden de bahset..
Dünyanın en büyük arama motoru Google‘a girdiğimizde bazen, dünyada ve bazı ülkelerdeki özel günlere göre farklı Google logolarıyla karşılaşmışsınızdır muhtemelen. 2006′da ülkemizde ofisini açıp resmi olarak çalışmalara başlayan Google’ın henüz bizim için bir logo yapmaması, birilerinin dikkatini çekmiş ve Google’dan bu eksikliği kapatması için “Google Bize Logo Yapsana” diyerek bir proje başlatmışlar.
Blog yazarlarının destekleriyle Google’a dikkat çekmeyi amaçlıyorlarmış.Amaçlarına ulaşabileceklerine inanıyorum.
Yazının devamını oku »
Der Himmel Uber Berlin
Wings of Desire olarak da bilinen, Wim Wenders‘ın ben henüz 2 yaşında iken çektiği bu güzide filmi biraz önce izledim, taze taze yorumlamak istedim. Uzun zamandır bir filmden uzunca bahsetmiyordum da..Öncelikle filmi “Bana film söyle indireyim, heyecanlı bişeyler olsun” diyen arkadaşlara tavsiye etmemek lazım diyerek söze başlayayım. Çünkü film, sıradışı bir senaryoyu, sıradışı bir işleyişle aktarıyor seyircilere. Wenders’ın diğer filmlerine göre de atmosferi farklı olduğu için özellikle ilk yarıda sıkılanlar ve filmi izlemekten vazgeçenler olabilir (ev arkadaşım gibi) Seneler sonra Hollywood’un elini bulaştırdığı City of Angels‘ın orjinal versiyonudur bu film. City of Angels’ı televizyonda seyretmiştim, her ne kadar bu filmden uyarlama da olsa bu filmdeki etkiye yol açmamıştı bende. Lakin bu filmi seyrettiğimde aslında Wenders’ın 11 sene önce ne kadar da enteresan bir film yaptığını anlamış oldum. Aslın, remake’den iyi olması bir yana, City of Angels’da konu iyice aşk yönüne saptırılmış,felsefi ve sanatsal açılımlar yok edilip basitleştirilmişti.
Film şu sözlerle şiirsel bir şekilde açılıyor,
Loituma’yı dinlediniz mi?

Loituma, Finlandiyalı, bilinen ünlü ve tek şarkıları olan bir dörtlü grup (quartet deniyor bunlara) İnternette sürekli dolaşan bir swf dosyasında kulağa takılan garip şarkılarına rastladığımda ben de söyleyenlerini hayli merak etmiştim. Bugün tesadüf eseri öğrendim. İnsanın içini ısıtan,ievan polkka adlı bu eseri canlı seslendirişlerini buradan seyredebilirsiniz. Yalnız uyarayım günlerce tekrar etmeye çalışacaksınız bu şeyi.
Aslında şarkı, finlandiya halk ezgisiymiş, ünlü sanatçı Jorma Ikavolko tarafından da ayrı bir versiyonu söyleniyormuş. Şarkının sözlerinin fince ve ingilizce versiyonları aşağıda
Bir kısa film ve bir klip
Geçenlerde bir şeyler çekmeliyiz diye sokağa çıktığımızda öylesine kaydettiğim görüntüleri bugün birleştirip kısa bir film yapmaya çalıştım. İnsanın çekerken aklına pek bir şey gelmiyor fakat çekilen görüntüler montajlanırken “keşke şurası şöyle olsaydı, böyle bi görüntü daha çekseydim” diye iç geçiriyor. Elimde daha fazla görüntü olsaydı daha iyi olurdu ama neyse, ilk denemem nasıl olsa deyip görüntüleri anlamlı bir hale sokup kaydettim. Buradan ve buradan izleyebilirsiniz.
Bir de Alsancak’ta Türk Sanat Müziği icra eden roman sokak çalgıcıları var, onları da kaydettim.Buradan izleyebilirsiniz.
Bundan sonra daha güzel, üzerinde çalışılmış şeyler yapmak istiyorum lakin şuan kameram yok. En son babamın isteği üzerine eve yollamıştım kamerayı. Eski bişeydi gerçi ama işimi görüyordu yine. Bir yerlerden kamera bulana kadar yeni bişeyler çekmek hayal olacak.
Grindhouse ve getirdikleri
Quentin Tarantino, herkesin laf atabildiği ama kimsenin yönetmenliğine laf edemediği yönetmenlerden biri. Çok sevdiği arkadaşı Robert Rodriguez‘le Death Proof ve Planet Terror adında 2 bölümden oluşan bir film yapacağını ilk duyduğumdan beri filmi merakla bekledim. Diğer filmlerde pek yapmadığım film hakkında haberleri okuyayım,görselleri göreyim,fragmanı izleyeyim davranışını bu film için gerçekleştirdim ve filmi başından sonuna takip ettim. Hoşuma gidiyordu. Tarantino gibi popüler kültür, istismar sineması, B Filmler ve birbirinden enteresan ilgi alanları olan bir insanın bir sonraki projesi heyecan yaratıyordu çünkü. Biz aslında Kill Bill sonrası QT’nin 2. Dünya Savaşı filmi Inglorious Bastards‘ı bekliyorduk fakat QT araya küçük bir film daha sıkıştırdı. Küçük diyorum çünkü o öyle bakıyor, kendi aralarında, eğlence amaçlı ve üzerinde fazla kafa yorulmaması gerektiği izlenimi veriyorlar nedense..
İlk olarak filmden bazı görüntüleri görmüştük eylül 2006′da, sonra Rodriguez’in bölümü olan Planet Terror’ün trailerımsı görüntüleri sızdı etrafa ekim ayında. Sonunda yahoo movies, fragmanları resmi olarak yayınladı.
Yazının devamını oku »
Vikipedi 50.000 maddeyi aştı
8 Ağustos’ta ilk kez burada sanal ansiklopedimiz olan, dünyanın en büyük ansiklopedisi wikipedia‘nın türkiye ayağı vikipedi’den bahsetmiştim. İlk çıktığı günlerde pek ilgi görmeyen ve kimileri tarafından kötü amaçlı kullanılan özgür ansiklopedimiz sonunda 52000′nci maddeye ulaşarak bizleri epey sevindirdi. Bu o kadar kısa sürede oldu ki ben de şaşırdım. Örneğin 2 hafta önce sadece 47000 küsürdü. Birden 5000′e yakın madde girişi olması ilginç ve güzel bir gelişme.
Vikipedia daki maddelerin çoğalması ne anlama geliyor ?
Elimizin altında daha kapsamlı üstelik online,ücretsiz,özgür bir Türkçe ansiklopedi,kaynak bulunmuş oluyor.
Wikipedia‘nın anasayfasındaki ülke sıralamasında daha üst sıralarda görünüyoruz bu da bizim için gurur verici.
Peki sadece madde sayısı bu kadar önemli mi?
Semih Saka’nın dikkat çekmesiyle ben de söyleyebilirim ki, Hayır. Sadece madde sayısının artması aslında pek işimize yaramıyor. Vikipedi’de önemli olan dolgun maddelerin, kaynak diyebileceğimiz kalitede birikimin yer alması. Sadece bir kaç cümleden oluşan ve taslak olarak bırakılan maddelerin hiç birimize faydası yok. Önemli olan içeriğin geliştirilmesi elbette. Yoksa sözlük gibi kullanılan bir vikipedi’de 50000 maddemiz olsa ne olur, 100000 olsa ne olur.
Yerli Filmler tüm hızıyla devam ediyor
2006-2007 sezonunda yerli filmlerimizin önceki yıllara göre epey arttığını ve kalite çıtasının yükseldiğinden, birbiri ardına gelen başarılı yapımlardan şu yazımda söz etmiştim. Şimdi de o yazıda bahsedemediğim adı geçmeyen, yeni sezonda vizyona girmiş ve girecek Türk filmlerinden söz etmek istedim. Aralık ayı boyunca ve 2007′de yine bir çok güzel yerli yapımı gördük.
Uğur Yücel‘in oldukça kişisel çalışması Hayatımın Kadınısın filmi 24 Kasım’da vizyona girdi.
22 Aralık’ta Taylan Biraderler’in Küçük Kıyamet‘i gösterime girdi. Film senaryosuyla epey tartışma yarattı ve genelde iyi bulundu. Aynı tarihte vizyona giren Eve Giden Yol 1914 pek beğenilmedi. 29 Aralık’ta benim de epey beğendiğim Beynelmilel gösterildi.
2007′nin ilk ayında Son Osmanlı : Yandım Ali gösterildi. Filmi ben ortalamanın üzerinde buldum eksiklikleri olsa da.. Dün öğrendiğim bilgiye göre 1 milyon izleyiciyi çoktan aşmış. Serdar Akar‘ın merakla beklenen Barda’sı da sonraki dönemde vizyona girdi ve yine epey tartışma yarattı. Ben de bymiy ve influenza birlikte İzmit’te seyretme şansı buldum bu filmi. Her ne kadar çarpıcı bir senaryo olsa da film eksiklikleri yüzünden izleyiciye yeterince kendini yansıtamadı.
Yazının devamını oku »
Age of Nostaljisi
Age of Empires serisini bilmeyen yoktur. Benim de müptelası olduğum ve Conquerors‘a kadar bir zamanlar internet cafelerde deliler gibi multi oynadığım oyun bu. Hala arkadaşlarla görüştüğümüz zaman oynarız bu oyunu. Hiç bir zaman aldığımız zevk azalmaz. Microsoft, 3. oyunla serinin hayranlarını hayal kırıklığına uğratsa da hala saygımızı yitirmedi tabi. Serinin ilk oyunu Age of Empires’ın expansion’u Rise of Rome‘un melodileri geldi bugün aklıma. AOE 2 Conquerors’u saymazsak serinin en iyi oyunuydu bu..İnternetten bir umut bulurum diye arattırdım melodileri,bir de baktım ki Microsoft’un sitesinde mevcutmuş bu dosyalar. Hemen hepsini indirdim, herkese tavsiye ederim acaip hoş melodiler. Winamp’a atın çalsın sırayla siz de işleriniz le uğraşın. 1. midiyi Anvil Studio ile kesip Nokia Pc Suite ve IRDA bağlantıyla(gittigidiyor‘dan sipariş verdiğim IRDA adaptörü de test etmiş oldum böylelikle) cep telefonuma attım hatta, zil sesi olarak kullanıyorum ![]()