Son bir kaç senedir Türkiye Süper ligi‘nin ne kadar kötüleştiğinin farkındayım. Taraftarıyla, kulübüyle, hakemiyle, futbolcusuyla, yorumcusuyla Türk futbolunun durumu içler acısı. Herkes ayrı bir çirkef.. Çocukluğumda bambaşka bir çoşku vardı, çocuk olmamızın verdiği heyecan bir yana, futbol çok daha temizdi bundan 10 sene önce. Derbi maçları ayrı bir zevk verirdi, babamla Beşiktaş maçlarına giderdik, kahveye bir kaç lira vererek Cine-5‘den,Teleon‘dan maçları izlerdik. Çok eğleniyordum, bağırırken, takımımı desteklerken. Fenerliler ve Beşiktaşlılar yanyanaydı kahvede ve kavga çıkmazdı, küfür çok nadiren duyulurdu, küfür edene de herkes tip tip bakardı.. Oynanan futbol da efsaneviydi sanki o zamanlar.. Şimdi 10 yaşındaki kardeşim Ahmetcan’da, takımını desteklerken benim o zamanki halim gibi aynen, takımı için ölecek neredeyse, bağırıyor, çağırıyor.. Ben Fifa 97 oynar ve sürekli futbol seyrederdim. O, Winning Eleven oynuyor ve tüm maçları kaçırmıyor şu an.. Ama o da büyüdükçe, futbolun Türkiye’de nasıl kötüye kullanıldığını, insanların bir oyun ve spordan ziyadesiyle ve fazlasıyla, hayatındaki önemli gayeleri bir yana bırakıp her şeyini futbola verdiğini gördükçe, o da soğuyacaktır eminim. Ben bir süredir farkındayım, uzun süredir ne takımım Beşiktaş’ın maçlarını izliyorum, ne de Türkiye’de oynanan herhangi bir maç ilgimi çekiyor. Bütün takımlar bok gibi oynuyor. Özellikle bu sene Türkiye Süper Ligi’ndeki puan durumuna bir göz atın, sonra onları önceki senelerle kıyaslayın, ne demek istediğimi anlarsınız. Futbolu körü körüne seven bazılarına göre “bakın işte ne güzel mücadele var, her an sıralama değişebiliyor, süper bir şey bu” ama bana göre öyle değil…
Takımlar ne kadar kaybederlerse kaybetsinler, rakipleri de aynı şekilde kaybettikleri için sıralama her an değişebiliyor. Yani şunu anlatmaya çalışıyorum bir takımın yenilmesi çok kötü bir şey değil, rakipleri de kesin yenilebiliyor. Bu da takımlarda rehavete yol açıyor. Bu sene yaşanan şey budur. Alın işte, Beşiktaş’ta, Galatasaray’da salaklığıyla kaybettiler şampiyonluğu. Evet eliyle verdiler adeta, ama lig bitimine 1 hafta kala, yani bir kaç gün önceki Galatasaray-Fenerbahçe maçında çıkan olayları biliyorsunuzdur. Galatasaray taraftarı, şampiyonluk mücadelesi olmayan, normal bir derbi için bile böyle yapıyorsa (ki geçen sene şans eseri şampiyon olmuşlarken) geçen seneki Fenerbahçe’nin durumunda olsa ne yapardı merak ediyorum. Ben eskiden Fenerbahçe’den nefret ederdim, ama bu sene takip ettiğim kadarıyla, suç Fenerbahçe’nin değil, suç Fenerbahçe’yi sevmeyen ve onla yarışamayanların. Fenerbahçe bu sene, 100. yılında hakkıyla şampiyon olmuştur, diğer hiç bir takım şampiyonluğu haketmiyordu çünkü. Oh olsun. Fenerbahçe’nin yanlışlarını saymak istemiyorum, burada sadece bu seneki şampiyonluğun hakları olduğunu söylemek istedim.
Her neyse, geçen hafta yaşanan holiganizmle, Türkiye’de futbol, keyifle izlenen bir oyun olmanın çok ötesine geçtiğini bir kez daha kanıtladı maalesef. Taraftarlar,kulüpler,medya artık her neyse futbolun çok fazla abartılmasına sebep oluyorlar. Futbolu insandan en fazla soğutan şeylerin başında geliyor bu holiganizm. O küfür eden, kavga eden, ortalığı yakıp yıkan, adam yaralayan insanları gördükçe, yok, ben onlarla aynı futbolu sevemem diyorsunuz. Bu aynı, faşistler yüzünden milliyetçi olamamaya, teröristler yüzünden 1 Mayıs’a katılmamaya benziyor. Ben bunu uzun süredir bildiğim için zaten ne takımımın ne de başka takımların maçlarını seyretmez oldum. Yalnızca, futbolu ve futbol tartışmasını sevdiğim için, yorum programlarını izliyordum her hafta, ki o da geçen güne kadar. Eskiden Erman-Şansal ikilisini seyrederdik keyifle, sonra onlar digiturk’e geçince (öyle oldu sanırım) ortalık Ahmet Çakar ve Kazım Kanat‘a kalmıştı. Evet bir süre boyunca onları da gülerek,eğlenerek seyrettim. Son bir kaç haftadır Ahmet Çakar’ın şov yapmadan başka bir amaç gütmeyen hareketlerini görünce üzüldüm, bu program da bitti diye. Bizim memleketimizde ne kadar boş, amaçsız insan varsa futbola veriyor kendisini. Belki adam gibi parası yok ama kombine bilet alıyor. Yahu bırakın bu duyguları, bırakın bu zararlı tutkunuzu, holiganizmi, taraftarsanız adam gibi taraftar olun. Adam gibi seyredin maçınızı, çocuğunuzla, eşinizle, sevgilinizle herneyse. Dünyanın bir çok ülkesinde bu böyle zaten. Ama biz her şeyi olduğu gibi futbolu da, ne oynamasını, ne oynatmasını, ne izlemesini beceremiyoruz arkadaşlar.
Sadece taraftarda ve takımların kötü oyununda değil olay, olayları çarpıtarak veren, saçma sapan haberler yapan taraflı medyada, tüm takımlara adaletli davranmayan Federasyon‘da, herkese farklı cezalar veren Futbol Disiplin Kurulu‘nda, adam gibi hakem yetiştiremeyen MHK‘da.. Saymakla bitmez, Türkiye’de futbol adına ne varsa, problemli kısaca..
Her neyse, benim hayatımda Türk futbolu adına bir şey kalmadı, bir süredir can çekişiyordu zaten ama artık gerçekten kalmadı.. Türk futbolunu, sadece yabancı ülke takımlarına karşı olan mücadelelerinde takip edeceğim bundan sonra. Bu da milli hislerimden dolayı sadece. Çünkü, hayatta bu futboldan daha fazla zevk veren, daha az can sıkan bir sürü şey var.
Bırak bunları Nihilanthcım, bak bu genç yaşında Roberta Karlos geldi taa İspanyalardan. Artık oyuna yoğunlaş, konsanterin soğumasın