Reha Erdem‘in izlediğim ilk filmi Beş Vakit idi, geçen sene DESEM’de görmüştüm. Başarılı görüntü yönetmeni Florent Herry ile bu filmde de çalışmış Erdem. Zaten izlediyseniz dikkatinizi çekecektir filmin görselliği. Reha Erdem’in Paris’te sinema eğitimi almış olması, kısa film ve tiyatro çalışmalarının olması da filmin nasıl bu kadar iyi olduğunu anlamamıza yardımcı oluyor.
Her sahnesiyle yaşanmışlığı, gerçekliği, samimi bir dille anlatan bu film, İstanbul’un içinde süregiden hayatı, insan doğasını ve yaşamını merkeze alarak inceleyip, ince ayrıntıları ve altmetinleriyle şahitlik etmemizi sağlıyor…
Filmin bir çok sahnesi özenerek çekilmiş, mekanlar, kostümler ustalıkla asarlanmış, oyuncular çok başarılı performans sergilemiş.. Senaryo’da, Antalya’da ödül kazanan Reha Erdem’in eşi Nilüfer Güngörmüş‘ün parmağı var.
Bir çok kişi filmin alaturka müziğine takılmış ve tek hata olarak bunu göstermiş. Bence filmin müziği hiç batmıyor, hikayede anlatılan şeylere pek parelel gitmediği söyleniyor ama her şeyiyle bizdendi bu film sonuçta, istanbul’uyla, mahallesiyle, yaşantısıyla, esnafıyla, komşusuyla… Antalya Altın Portakal Film Festivali filme gereken önemi vermemiş maalesef. Sadece en iyi senaryo dülüyle geçiştirilmiş. Halbuki filmin oyunculuğu, yönetmenliği, görüntü yönetmenliği ödüllendirilmeliydi bana göre..
128 dakikalık filmi izlerken insan filmin biteceğini düşünüp üzülüyor. Hayat gibi akıp gidiyor çünkü..
Özlediğimiz Türk filmlerini bize tekrar kavuşturan film olmuştur bu. Zamanının ötesinde olan bu başyapıtı izlemeyen kalmasın diyorum.
yorumunuz için teşekkürler. son zamanlarda ivme kazanan türk sinemacılığında yeni bir soluk. teşekkür ederiz.
kemal
[...] Plastik Sanatlar bölümünü bitirip ülkemizde filmler çekmeye başlayan; A ay, Kaç Para Kaç, Korkuyorum Anne, Beş Vakit gibi filmlerle Türk sinemasına yeni bir soluk kazandırdığından emin olduğum Reha [...]