Michelangelo Antonioni’yi kaybettik
Bugün sinemafanatik‘te görünce inanamadım. Daha dün Ingmar Bergman’ın vefat haberini almıştık.. 1 gün arayla 2 usta yönetmen terketti dünyayı.. Bergman’ın hemen ardından italya’nın yaşayan en büyük yönetmeni Antonioni’mizi de kaybettik 94 yaşında.. Dün yaşayan büyük yönetmenleri sayarken nasıl da adını unutmuşum… İleride “onun yaşamına tanıklık ettik” diyebileceğimiz bir usta aynı Bergman gibi.. Kendisini bir çok sinemasever ünlü Blowup filminden tanıyordur. La notte‘yi de bilenler vardır.. Kendine has bir yönetmendi. Umarız geride kalan usta yönetmenler de Antonioni gibi uzun ömürlü olur.. Pek fazla kalmasa da..
Ingmar Bergman’ı kaybettik
89 yılın ardından, isveçli yönetmen, üstad Ingmar Bergman‘ın hayata gözlerini yumduğunu bugün öğrendim. Daha dün kendisinin henüz izlemediğim bir kaç filmini araştırıyordum. Ve evet henüz tüm filmleri izleyemeden gitti Bergman… Filmlerinde bir çok kez düşü, spiritüalizmi, ölümü, yaşlılığı, yalnızlığı inceleyen ve imge&metaforlarla dolu filmlerin yönetmeni artık efsane oldu.. Her sinema sohbetimde kendisine olan sevgimi yinelediğim Bergman, sinema tarihinin en güzel kadın oyuncularıyla, Liv Ullmann, Bibi Andersson ile tanıştırdı bizi.. Hem kendisine, hem onlara, hem filmlerine defalarca hayran bıraktırdı.. Yazının devamını oku »
Capote

Geçen sene ülkemizde vizyona giren ve filmde yazar Truman Capote‘yi canlandıran Philip Seymour Hoffman‘a En iyi Erkek Oyuncu Oscar’ını kazandıran Capote filmini henüz seyrettim. Yazar Truman Capote’yi pek fazla tanımasam da, daha önceden sinemaya uyarlanan Breakfast at Tiffany’s filmini seyretmiştim. Bu filmle birlikte filmin bir çok film ve kitapla bağlantılı olduğunu da öğrenmiş oldum. Film, yazar Capote’nin Kansas’ta hapisten yeni çıkmış iki gencin mütevazi bir aileyi katledişini konu alan In Cold Blood isimli gerçeğe dayalı romanını yazış sürecini anlatıyor.. Yönetmeni Bennett Miller‘a da Oscar adaylığı getirmiş bu filmin teknik olarak oldukça başarılı olduğunu söylemek mümkün öncelikle. Hoffman’ın Capote’ye olan benzerliği kendisine epey yardımcı olmuş gibi görünse de oyuncunun Oscar’ı hakedecek bir performans sergilediği aşikar. Film seyirciyi olaya ve Capote’ye odaklamasını çok iyi başarıyor. Yazının devamını oku »
Ülker Tv ve nostaljik reklamlar
Ülker, web sitesinde Ülker TV diye bir bölüm açmış. Burada son zamanlarda televizyon,radyo ve internet reklamlarına ve bir çok nostaljik ülker reklamına ulaşmak mümkün. Güzel bir uygulama gerçekten. Özellikle 80 öncesinde çokoprens için bir çok reklam çekildiğini öğreniyoruz.
Kadir Has Üniversitesi 80’s Party
Bir arkadaşım vasıtasıyla haberdar oldum bu videodan. Yönetmeni, Can Sarcan, farklı çalışmaları da var kendisinin Youtube’da. Kadir Has Üniversitesi‘nin bir çok fakültesinin desteğiyle güzel bir klip hazırlanmış. Plato film okulu ve üniversite öğrencileri önayak olmuş, muazzam bir prodüksiyonla böyle bir video çekilmiş.. Ekibin eğlencesinin yanı sıra amatör sinemacılık adına da hoş bir şey olmuş.. Video’da 80′li yılların Nuri Alço-Banu Alkan,Ahu Tuğba’lı Türk filmlerinin unutulmaz şarkıları Modern Talking - Brother Loi ve John Carpenter - The End şarkıları eşlik ediyor.
Doğru diş fırçalama
Diş çürümesi, sararması hepimizin nefret ettiği sağlık problemlerinin başında geliyordur. Bunu engellemek için sadece dişlerini düzenli olarak fırçalamak yetmiyor tabi ki.. Doğru diş fırçalama gibi bir şey de varmış öğrendik, meğer ben doğru diş fırçalamıyormuşum. Dairesel hareketler yerine yukarıdan aşağıya yapmam gerektiğini biliyordum ama tek dikkat edilmesi gereken bu değilmiş. Mesela dişleri fırçalamadan önce ağzı çalkalamamak ve diş fırçası ve macununu ıslatmamak gerekiyormuş. Ben de senelerdir alışmışım hep bildiğim gibi yapıyordum.. Bunun dışında fırçalama işlemi en az 2 dakika sürecek, kaliteli bir diş fırçası ve diş macunu kullanılacak, fırçalama işlemi bittikten sonra ağız en fazla 2 kere çalkalanıp diş macununun etkin maddelerinin ağızda kalması sağlanacakmış.. Çok zahmetli iş ama ne yapalım bundan sonra dikkat edeceğiz demek ki buna.. Ağız ve diş temizliği konusunda ayrıntılı bilgi almak isteyenleri buraya yönlendirelim.
Sizin gezegende aşk var mı?
J attendrai le suivant, 2004 yapımı, Avrupa Film Festivali‘nde En iyi kısa film ödülünü almış ve aynı zamanda Oscar adayı olmuş dört buçuk dakikalık güzel bir fransız kısa filmi. Youtube bağlantısından altyazılı olarak seyredebiliyorsunuz..
İnternet sitesi fosilleri
Başlık ilginç gelmiş olabilir. Evet burada bahsetmek istediğim eskilerden kalma ve şu an aktif olmayan internet siteleri.. İnternetten yeni yeni haberdar olduğum, Chip dergisinin verdiği html kodlarıyla web sitesi yapmayı öğrendiğim dönemdi 2000 senesi. O sıralar internete giren herkes, mirc ile chat yapmanın haricinde benim gibi webmaster’lığa soyunuyordu. Bir portal sitesi yapmak büyük karizma idi. Sonradan ortalık portal çöplüğüne döndü tabi günümüze ulaşana kadar o da ayrı mesele. İnternet portallarının en ünlülerinden biri Samicik.com idi. Şu an hizmet vermediğini görebilirsiniz. Bu siteyi bir çok insan tanır ve hep oradan bir şeyler araklardı (arakçılık o zamanlar da var yani.) Onun gibi Ejder.com diye bir yer vardı az önce baktım ki hala “yenileniyoruz” ibaresi ile yaşam mücadelesi veriyor. Bu gibi sitelerin sahipleri aslında sitelerini yaşatmayı düşünselerdi, güncel tutsalardı ve pazara nüfuz etselerdi belki şu an Türkiye’nin sayılı büyük şirketlerinden biri olabilirlerdi… Yazının devamını oku »
Half life 2 : The Orange Box
İnanılmaz tatlı bir firma olan Valve, bir süre önce, Half Life 2, Episode One,Episode Two, Portal ve Team Fortress 2 gibi oyunların komple bulunacağı paketi piyasaya süreceğini açıklamış ve hayranlarını şaşkına çevirmişti, çünkü bu paketin fiyatının 49.99$‘dan satılacağı söyleniyordu. Evet gerçekten de öyle olacağı doğrulandı. Gelmiş geçmiş en güzel FPS oyunu seçilen Half Life 2 Trilogy’si setine komple ulaşmak, portal ve de yıllardır beklenen, ülkemizde pek fazla bilinmese de benim çok beğendiğim Team Fortress isimli half life modunun(zamanında çok oynamıştık arkadaşlarla, multiplayer bir mod ve feci zevkli) yeni sürümüne de ulaşmanın bu kadar ucuza olduğunu, eskiden orjinal oyun almak çok zordu. Ama artık firmalar, orjinal oyunu satabileceğini biliyorlar, çünkü türlü türlü naneler yapıyorlar. Şimdi bu fiyata bu kadar fazla oyun vererek Valve bence turnayı gözünden vuracak.. Bu paketin satış rekorları kıracağını iddaa etmek sanırım zor değil. Elimdeki Half Life 2 halen şu an bende orjinal değil fakat bu The Orange Box çıkar çıkmaz almayı düşünüyorum. Hem tüm oyunlara orjinal olarak ulaşabileceğim hem de arşivimde güzel bir yeri olacak bu paketin. Paketin çıkış tarihi Ekim 2007 olarak söyleniyor. Dediğim gibi 49.99$‘a satılacak.. Hazır dolar bu seviyelerdeyken almak pek zor olmayacak. Bu arada Valve, Half Life 2′nin diğer resmi sitelerini The Orange Box adlı yeni sitesinde birleştirmiş.