nihilanth.org

filmler,oyunlar,müzik ve internet | renaissance

Terörle mücadele ve yaşanan gelişmeler Ekim 25, 2007

Türk Blog Yazarları‘ndan blogların son günlerde yaşanan terör saldırıları konusunda duyarlı olması konusunda çağrı geldi. Ben de zaten bu konu hakkında yine hem yaşananların özetini hem de akla gelen yeni soruları izleyen uzun bir yazı hazırlamayı planlıyordum. Bölücü terör örgütü PKK 90′lı yıllardan bugüne en etkili saldırılarını gerçekleştiriyor. 21 Ekim’de Dağlıca’da bir baskınla 12 şehit,16 yaralı verdik. 8 askerimize de Genelkurmay ulaşılamadığını söyledi, PKK’ya yakın kaynaklar ise askerlerin ellerinde olduğunu söylüyor ve hatta fotoğraf ve video görüntülerini yayınladılar. DTP büyük bir yüzsüzlükle kaçırılan askerler için aracı olabileceklerini söyledi. Terör örgütünün, kendilerini de aşan çok tehlikeli ve planlı düşünceleri olduğu aşikar.

Dün, terörle mücadele konusunda aklıma gelen ve tam olarak cevabını alamadığım soruları yazdım bir kenara. Bazılarını araştırarak cevaplarını buldum. Bazıları ise hala cevapsız kaldı..

Geçen gün ve bugünkü Başbakan’ın açıklamalarında bir şey dikkatimi çekti. Sınırötesi operasyon için “askeri gerekçe” oluştuğunda hiç beklenmeden operasyon gerçekleşecektir dedi ama bu konu üzerinde kimse durmadı. Şimdi bu gerekçe Irak’tan Türkiye’ye PKK’lıların sızdığının kanıtlanması mı oluyor acaba?

Genel Kurmay Başkanlığı zaten saldırıların Kuzey Irak’tan, yani ülkemiz toprakları dışından geldiğini söylemişti defalarca.Bir kaç gün önce de yine Irak sınırının öbür tarafından bize silahlarla ateş açılmadı mı? Bu durumlarda bizim sınırötesi ve sıcak takip hakkımız doğması lazım uluslararası hukuk göz önüne alındığında.. Yani resmi olarak şuan sanki girme gibi bi lüksümüz yokmuş da ondan giremiyormuşuz gibi bir hava sezdim ben Tayyip Erdoğan’ın açıklamarında.

Aslında biraz düşününce “askeri gerekçe oluşması”nın her türlü diplomatik girişimin cevapsız kalması olduğunu anladım. Şimdi AKP hükümeti görünürde bu konuda güzel bir çalışmanın içerisinde. Hemen saldırmak yerine, her türlü diyaloga açık gibi görünüyorlar Irak’takilerle. Ama iyi de, bu saldırılar bugün mü oldu ilk defa? Sana dün cevap vermeyen,yardım etmeyenlere bugün nasıl güvenebilirsin.. Yıllardır terör örgütü için bir şey yapmamış ABD ve Irak’la bugün nasıl hala konuşuyoruz, ortak çalışmalar yapıyoruz diyebilirsin??

İşin ilginç yanı PKK’ya karşı sınırötesi operasyon muhabbetinin terör saldırıları gerçekleştiği anlarda yapılması ve sonra unutulması. Bu sene hiç başka şehit vermedik mi? Verdik.. Neden bu kadar beklendi? Bazı uluslararası gelişmelerin olması gerekiyordu demek. İnsanın aklına yalnızca bu geliyor. Hatırlarsanız AKP’nin meclise tezkere sunma fikri bir önceki saldırı sonrası gelmişti.. Son saldırılarla da uluslararası trafik arttı.

Türkiye’nin NATO’ya nasıl girdiğini hatırlıyor musunuz.. 1949 yılında kurulan NATO’ya 1950 yılında başvurduk. NATO’da bizi Kore savaşına 4500 askerimizi gönderip 721 şehit, 2147 yaralı verip 1951 yılında yurda dönmemiz karşılığında, 1952 yılında kabul etmişti.. NATO’ya Türk halkı önceleri karşı çıkıyordu, sebebi belliydi, onların askeri olmak, onların sözünü dinlemek istemiyorduk ama maalesef katıldık. Katılma nedenimiz, SSCB’nin Kars ve Ardahan’ı ve Boğazları talep etmesi yönündeki baskılarından korunmak idi. Evet o baskılardan kurtulduk çok şükür ama o dönemde bunu kendimiz yapamaz mıydık acaba.. Her neyse. Burada konu farklı boyutlara varıyor. Sadece bir hatırlatma olması babından yazdım bunları.

2. soru

1990′lı yıllarda, Çiller hükümeti döneminde nasıl bu kadar çok sınırötesi operasyon yapılabilmiştir? Çiller neye güvenerek bu kadar rahat bir şekilde operasyon izinlerini çıkarabilmiştir?

Diyeceksiniz ki ABD o sıralarda bölge ile pek de ilgilenmiyordu, bölgesel kürt yönetiminin etkisi diye bir şey de söz konusu değildi, Irak’ta herşey yolundaydı vs. ama O zamanlar BM’den ne bileyim ABD’den,Irak’tan,İran’dan bize yapmayın etmeyin, bekleyin durun gibi açıklama gelmiş midir? Belgesellerde izlediğim kadarıyla bir Genelkurmay harekat planını sunuyormuş hükümete, sonra bir MGK, operasyon başlıyormuş. O zamanki süreç bugün niye yapılamıyor? Özellikle o günün gündemini takip eden kişilerden bekliyorum haberlerde neler konuşuluyordu operasyon öncesi,esnası bunları hatırlıyor muyuz?

Terör PKK’yı da aştığı için mücadele bu kadar zor oluyor. Son yıllarda terörün artması da AKP’nin hiç beklemediği bir şey oldu. Aslında ABD’nin Irak’a girmesiyle bunun olacağı aşikardı ama demek ki bu boyutta olacağı tahmin edilmemiş. Şimdi akla büyük şüpheler ve teoriler geliyor. Bunların üzerinde uzun uzun düşünmek lazım. ABD Irak’a sadece petroller için mi girdi? Tabi ki hayır. Barzani ve Talabani ile Türkiye’nin ilişkilerinin bozulması ABD’nin Irak’a girişiyle başladı. Eskiden Turgut Özal’a dayım diye hitap eden, PKK’ya karşı bizimle birlikte peşmergeleriyle operasyon yapan, Irak’ın bazı semtlerini vilayetiniz yapın diyen Barzani(bunları araştırın bunlar yaşanmıştır), bugün PKK’ya terör örgütü diyemeyiz diyor. Bu dansözlüğün sebebi elbette ABD’nin Saddam Hüseyin’i devirmesi ve Kuzey Irak’ta bir kürt devleti kurulmasına yardım etmesiyle oluştu. Peki ABD aynı anda hem bizim hem Barzani-Talabani’nin nasıl dostu oluyor? İşte bunu anlamak mümkün değil.

Şu geliyor akla insanın,

ABD, Irak’a saldırabilmesi için tek şartın Türkiye ile Irak’ın arasını açmak olduğunu düşünür ve PKK’ya gizliden gizliye destek verir, Talabani ve Barzani’yi de kendi saflarına çekerek onlara doğuda bir kürt devleti kurduracağız, sizi de başına alacağız deyip ikna eder. Türkiye’ye de, yıllardan beri gelen stratejik ortaklığın sonlanmaması için “terörü bitireceğiz” şeklinde açıklamalarda bulunur ve oyalar. Kısaca PKK’yı bizim için, kürt devletini ise Barzani-Talabani için koz olarak kullanır.

3. Soru

Daha önce sınırötesi operasyon yapılmış bölgelerin şuanki durumu nedir? Mesela İran’da üçgen şeklinde Jerma Betkar adında bir dağ var Türkiye sınırına çok yakın. Orada 400 terörist ölü elegeçirilmişti 90′lı yıllardaki operasyonlarda. Şimdi PKK buraya tekrar gelemez mi? Bu bölgeyi biz gözlem altında tutuyor muyuz?

Araştırdığım kadarıyla bu konu hakkında bilgi bulamadım fakat İran sınırının Irak sınırına göre daha güvenli olduğunu söyleyebilirim. Saldırıların daha çok Irak’tan gelen teröristler tarafından yapıldığı aşikar. Sonuçta İran yönetimi de PKK’nın İran’daki versiyonu olan PEJAK’a karşı savaşıyor.

4. soru
PKK lojistik ve kamp kurma gibi aktiviteleri hangi zaman aralığında ve hangi imkanlarla yapabiliyor? Kamplarda tonlarca malzeme ele geçirildiği oluyor bunlar nasıl insangücüyle taşınıyor veya ne aralık o kadar vakit buluyorlar.

Bu sorunun cevabı daha uzun süre verilemeyecek sanırım. Bu konuda Jandarmanın ve Milli İstihbarat Teşkilatı’nın çalışmaları varsa da biz bilemiyoruz.

5. Soru

Kaçırılan asker haberlerini neden TSK’dan değil PKK’nın haber kaynaklarından duyduk?

Bu soru gerçekten oldukça karışık. Bir askerin önce şehit olduğu duyulmuştu televizyonda zannedersem adı İrfan Beyaz idi, sonra ailesi TSK’yı arayarak teyit ettirmek için sormuş fakat askerin şehit olduğu konusunda ellerinde bir bilgi olmadığı cevabını almış. Daha sonra PKK kaçırılan 8 askerin fotoğrafını yayınladı. Sonra video görüntüleri de ortaya çıktı, yani gerçekten askerlerimiz kaçırılmıştı. Ben de daha fotoğraflar yayınlanmadan öyle olduğunu düşünüyordum. Olay çok boyutlu olduğu için askerler salıverilmeden ve soruşturma açılmadan bu konu hakkında pek bir şey bilemeyeceğiz zannedersem.

6. Soru
TSK’nın şehit sayısını azalma gibi bir şansı var mıdır? kısaca TSK’nın açıklamalarını ne kadar güvenilir buluyorsunuz?

Şimdi bu ülkelerarası savaş olsa tabi ki olur diyeceğim ama terör saldırılarında neyi gizleyebilirsiniz ki? Askeri törenler,cenazeleri ailelere teslim ve cenaze törenleri sırasında bütün şehitler görünüp kimliği belli olmuyor mu? Öyle bir durum olsa bizim de şehidimiz var bahsedilmedi demezler miydi aileler?

7. Soru
TSK’ya dahil özel timlerin terörle mücadele konusundaki yeri nedir? Neden basında hiç haberlerini okumuyoruz? Şuan özel kuvvetlerimizin terörle mücadeleye dahil edilmesine izin mi yoktur? Edilmiş midir yoksa da biz bilmiyoruz?

Edindiğim bilgiler kadarıyla şöyle diyebilirim ki komando taburlarımız zaten şu sıralar sınırda operasyonlar yapıyor. Hatta 300 kadar özel kuvvet askerinin sınırın 10-30 km içerisine girip çıktığı belirtiliyor. Ayrıca yakın zamanda TSK’nın özel kuvvetler için açtığı başvuruya 15000 kişi kabul edilmişti. Bu başvuru bu zamanda açıldığına göre TSK’nın özel kuvvetleri oraya kanalize etme konusunda düşünceleri var demektir. Umarız öyle olur da sadece 4 ay eğitim görmüş askerlerimiz operasyonlara gönderilmez.

8. Soru

Terörle mücadeleye destek kampanyasında 80.000.000 YTL para toplandı. Şimdi bu miktar şehit ailelerine bağış yapılacak zannedersem. Elbetteki faydalı bir aktivite ancak şehit ailelerine bağış yapmak yerine terörle mücadelede işe yarayacak şeyler için para toplanamaz mıydı? Bildiğim kadarıyla toplamda 40.000 YTL’ye yakın devlet ve özel dernek yardımı yapılıyor şehit ailelerinin her birine (emin değilim)

TSK’nın yeteri kadar bütçesi vardır aslında. Halkın buna karışması abes olur. Oraya yardım etmek yerine terör mağdurlarına sahip çıkmak elbetteki daha akıllıca olacaktır. Zira ABD’nin Irak savaşında yaralanmış 185 bin askerinin tedavi masraflarında bile zorlandığını biliyoruz. Doğrudan ve dolaymı maliyetlerin 700 milyar doları aştığı söyleniyor. O yüzden bizim terör mağdurları için tüm halkımız bir bütün olup yardım toplamamız çok güzel bir davranış elbette.

9. Soru

Belki defalarca sorulmuştur ancak, doğu bölgesinde operasyonlara çıkan askerlerin çelik yelek ve zırhlı araç kullanmalarının maliyeti çok mudur? Neden kullanılmamaktadır? Zaten kullanılmakta ancak işe yaramamakta mıdır?

Sınırda yeni çekilmiş gördüğüm fotoğraflarda bazı askerlerde çelik yelek bulunduğunu farkettim bazılarında ise yoktu. Yine bazı araçlar zırhlı bazıları zırhsızdı. Sınırın termal kameralarla zaten gözlendiğini biliyoruz ama yaralı askerimizin anlattıkları da hayli enteresan. Söylediğine göre bizim askerlerimizden biri teröristlere saldıracakları yerleri bildiriyormuş. Kimsenin günahını almayalım ama bu kişinin kaçırılan 8 asker arasında olduğu söyleniyor. Kimbilir belki de teslim olmalarını o önerdi.

Uzun süredir takip ettiğim Emre Kongar ve Mehmet Barlas’ın programı Yorum Farkı‘nda bu konu yine en hassas noktalarıyla konuşuluyor. O programı da kaçırmayınız. Çok güzel ayrıntılar yakalanıyor.

Günlerdir yoğun bir şekilde gündemi takip ediyorum. Bu konuda okumadığım yazı kalmadı neredeyse. Açıklamalarını en güvenilir ve doğru bulduğum, USAK Başkanı Doç. Laçiner oldu. Size de o yazıyı okumanızı salık veririm.

Öte yandan bugün, 24 Ekim 2007′de 2 ayda bir olan olağan MGK toplantısı gerçekleşti. Toplantı son yılların en uzun süren toplantısı oldu (5 saat 45 dakika) ve zaten uzun süredir planda olan Irak’a ekonomik yaptırım kararı açıklandı. Elbette sadece bu karar alınmamıştır Milli Güvenlik Kurulu’nda. 5 saat 45 dakika bu konunun konuşulacağını sanmıyorum ama bize açıklanmamıştır. Benim kafamı tek kurcalayan şey, önümüzdeki günlerde yaşanacak gelişmeler. 2 Kasım 2007′de Başbakan ABD Başkanı Bush ile görüşecek. 10 gündür planlar dahilinde olan bir gelişme bu. Belki de daha önceden beridir. 3 Kasım 2007′de Irak’a komşu ülkeler zirvesi İstanbul’da yapılacak. Bu da çok önceden beridir planda. Nasıl oluyor diye sormak lazım. Tam da terörist saldırılar bu kadar azmışken Irak hakkındaki konular görüşülmek üzere toplantılar oluyor. Akla tabi ki Irak’ın kuzeyinde kurulacak bir kürt devletini meşrulaştırmak amacıyla bir pazarlık şüphesini getiriyor bu. Düşünsenize Talabani son 1 hafta içerisinde birbirinden garip açıklamalar yapıyor. Rice, sınırötesi harekat yapmayın, bana bir kaç gün süre verin dedi. Bunun sebebi ne olabilir sizce? Türkiye önceden beridir Kuzey Irak’ta bir kürt devleti kurulmasına ve Irak’ın bölünmesine karşı olmuştur. Ama terörün tavan yapması karşısında buna razı bırakılacağız gibi görünüyor. Umarız böyle olmaz. Şimdi Talabani-Barzani 120 kişilik PKK liderlerini yakalayıp bize teslim ederlerse görünüşe göre biz de Kuzey Irak’ta kurulacak ya da kurulmuş kürt devletine izin vereceğiz.. Bir kere o liderlerin teslim olacağını sanmıyorum. Hem olsalar bile PKK’nın duracağını sanmıyorum. Bir süre dursa da yine başlar. Çünkü PKK’nın asıl amacı Türk düşmanlığıdır, faşist temeller üzerine kurulmuş terör örgütüdür PKK. Kürtleri de kandırarak Türkiye Cumhuriyeti’ne ve Türklere karşı olmaya çağırmaktadır. Bakın youtube’da videoları kalmışsa propagandalarının tamamen bu amaç üzerine yönelik olduğunu görürsünüz. Bizim askerlerimize saldırıp öldürüyorlar. Bir yandan da esir alınmış askerleri gösterip “Bakın onlara zarar vermiyoruz, biz iyi bir örgütüz” mesajı veriyorlar. Büyük ihtimalle askerlerimizi salacaklar bu amaç doğrultusunda. Yemezler. Öldürdüğün öğretmenleri, askerleri, polisleri, kamu görevlilerini, kadınları, çocukları unutmadık ve asla unutmayacağız.

İşe biraz daha olumlu açıdan bakarsak eski MIT mensubu Mahir Kaynak’ın açıklamalarını okuyalım. Mahir hocaya göre ABD Talabani ve Barzani’den kurtulacağını ve Irak’ın kuzeyinin hakimiyetini Türkiye’ye bırakacağını söylüyor. Bu konuda hiç bir ipucu gelişme yok aslında ama Mahir Kaynak böyle dediyse bir bildiği vardır diye düşünüyorum. Bakalım önümüzdeki günlerde neler olacak.

 

One Response to “Terörle mücadele ve yaşanan gelişmeler”

  1. caner Says:

    gercekten superbi site tebrikler kahrolsun pkk

Leave a Reply