Sinefil Röportajları 3 : Grapes of Butcher
25 Ara

Bu ay biraz geç hazırladığım röportaj serisinin 3. bölümünde Ekşi Sözlük‘ten grapes of butcher nihilanth.org’un konuğu oldu. Hamburgercilerde Big menü vardır ya, bu seferki onun gibi oldu. Beklendiği gibi ortaya uzunca, bol referanslı ve hepinizin beğeneceğinizi umduğum bir yazı çıktı. Mümkün olduğunca tartışma havasında yapmak istediğim bu röportaj, butcher’ın derinlemesine cevaplarıyla son şeklini aldı. Buyrunuz.
- Seni biraz tanıyabilir miyiz?
İstanbul Üniversitesi Uluslararası İlişkiler bölümü mezunuyum. Hem sosyal bilimler okurum, hem de mezuniyetten sonra ne iş yapmak istediğim konusunda daha fazla seçeneğim olur diye düşünerek seçmiştim, istediğim gibi de oldu, hala ne iş yapmak istediğime karar veremedim :) 2007 yazında Marmara Üniversitesi’ne sinema yüksek lisansı için başvurdum, reddettiler. Sinemayla akademik ilişkim sadece bu kadar, master yapmaya bile yeterli görülmedim. Yarın birgün Türk sinemasının en klas filmlerini çekersem ve “biliyor musunuz grapes of butcher sinema yüksek lisansına alınmamış” diye şehir efsanesi çıkarsa şimdiden söyliyim şehir efsanesi değil gerçekten almadılar. Bir de üzerine diktatör olursam sadece Sunay Akın’a malzeme olmakla kalmam, Türk sineması da çok şey kaybeder, diktatör olarak da milletin anasını ağlatırım.
Sözlükte bir şekilde sinemayla alakalı görünmüşüz ama uzmanının karşısına çıkınca onlar yemiyolarmış. Mülakata gittiğimde aklımda sadece Cesare Zavattini’nin neo-realizmin fikir babası olduğu düşüncesi vardı. Sinema akademisyenleri sadece neo-realizmle ilgileniyor gibi bir vehme kapılmışım nedense. Orda bana uluslararası ilişkilerden mezun olmama rağmen neden sinemada yüksek lisans yapmak istediğimi sordular, inşallah sadece çok film izliyorum demezsin dediler. Şansa bak ki, kafamdaki cevap buydu, afalladım, yani sadece bu cevabın onları tatmin etmeyeceğini görmek beni çok üzdü. Yok dedim, okuyorum şu kitabı şunları şunları… ama dedim ya, orda yemiyolar. Sinema üzerine okuduğum kitabın sayısı birdir ikidir, hayatımda sinema dergisi almadım. Beni literatür ilgilendiriyor. Onları bir şekilde öğrenip mühim filmleri, Imdb Top 250, tüm Sidney Lumet filmleri veya ölmeden önce izlemeniz gereken 1001 film gibi listelere bakıp ordan film izlemek bana daha cazip geliyor. O bir iki kitapla işin özüne inmişim duygusu bana yetiyor. Sinemadan başka edebiyat ve tarihle ilgileniyorum, bir de, amorti bile vurmadığı için milli piyango bileti koleksiyonum var. Önceleri daha sık olmakla birlikte sürekli roman okuyorum, çevremde (çevrem derken internetten tanıştığım arkadaşlar) edebiyatla ilgilenen birkaç kişi daha vardı, hepimiz ilerde yazar olacakmışız gibi geliyordu. Sinemadan önce olmak üzere o iş de kaldı. Tarih de sokakta rastgeldiğin herkesin ortak merakıdır zaten. Şimdilerde bankacı olma yolunda bir gayretim var ama parası iyi olsa tarih alanında akademisyen olmak isterdim. Herşeyin başı para.
:) Haklısın. Bir hayli enteresanmış, paylaşmana sevindim.
1 – Bir seyirci olarak filmlerdeki kalite kıstasın nedir? Ya da hangi filmleri neden beğendiğini açıklar mısın?
(daha fazla…)






Son Yorumlar