Posted by: nihilanth on: Kasım 26, 2009
25 Kasım 2009 tarihi, birçok devlet kurumunun grev dolayısıyla çalışmadığı bir gün olmasının yanı sıra, Bornova Bornova filminin yönetmeni İnan Temelkuran ve oyuncuları Kadir Çermik (Salih), Damla Sönmez (Özlem) ve Öner Erkan (Hakan)’ın katılımıyla Seksek’te gerçekleşen 2.5 saatlik harika bir söyleşi ile de hatırlanacak.
Sözlük yazarlarından meaculpa, Beyoğlu Alkazar sinemasının Bornova Bornova’yı göstereceği 18.45 seansını 19′da başlatmasına rağmen filme 10 dakika geç kaldım. Rica üzerine salona girdim. İçeride birçok ekşi sözlük yazarı varmış, sonradan farkettik; ancak insanlar birbirinden pek de haberdar olmadan seyretti filmi. Bornova Bornova’yı kısaca açıklamak gerekirse, Türkiye’nin sosyo-politik yapısı üzerine önemli bir mesajı olan, bir kentte yaşayan gençler üzerinden yerel bir hikaye anlatırken bir yandan da güldürüp eğlendiren bir film. Filmden hemen sonra Seksek Bar’a gittik. Henüz tüm konuklar gelmeden İnan Temelkuran ile karşılaştık ve henüz söyleşi start almadığı için ben aklımdaki soruları şimdiden sorayım dedim. Önce filmin donuk renkleri üzerinden, sonra kadronun ve senaryonun oluşumundan, sonra filmdeki ince ayrıntılardan söz ettik. İnan Temelkuran, İspanya’da sinema eğitimi almış, adını fazla duymadığımız ilk uzun metrajı olan Made in Europe’tan sonra Bornova Bornova‘yı çekmiş. Bertrand Blier, Lars von Trier severim dedi. (Bu arada orada söylemedim ama okuyorsa görecektir, Blier’in Les valseuses ve Mon homme’sinin bendeki yeri ayrıdır). Bir yönetmen daha söyledi fakat şu an hatırlayamadım. Filminde denediği birçok şeyin aslında sevdiği bazı yönetmenlerin denemiş olduğu stilleri severek tekrar etme olduğunu açıkladı (Reservoir Dogs’takine benzer bir şey flashback var filmde). Dokunulmazlar ve Potemkin Zırhlısı örneği verdi. Temelkuran için film çekmenin ne kadar zevkli bir iş olduğunu anlamış oldum ve bunları denemesini çok sevimli bulduğumu söyleyebilirim. “Bir hikayeyi bir sıradan olarak anlatmak var, bir de böyle şeyleri denemek var” diyerek farklı şeyler yapma konusundaki çabasını gösterdi. Filmdeki uzun sekansların bir çeşit deli cesareti olduğunu söyledi. Gerçi ben izleyenlerin bu sahneleri fazla uzun bulacağını da sanmıyorum, çünkü o sahnelerin kesilmesinin, filmin izleyiciye verdiği gözlemci etkisini azaltacağını düşünüyorum. (Bu arada merak edenler için, sözlükte yazıyormuş eskiden fakat sonra hesabı kaybolmuş ya da bir arkadaşı kullandığı için silinmiş)
Asıl Söyleşi Başlıyor..
Daha sonra diğer konuklar da geldi ve söyleşi start aldı. Ben hazır başlamışken devam edeyim diyerek ortamı rahatlatmak adına ilk soruyu da sordum. Bornova Bornova öğrendiğimiz kadarıyla 3 aylık bir hazırlık süreci ardından 16 günde çekimleri tamamlanmış bir film. Ana karakterlere gelirsek; Mahallenin bıçkın delikanlısı, aynı zamanda öğrencilere esrar satan Salih rolünde Kadir Çermik, düz liseye giden ve filmdeki birçok karakterle etkileşim halinde olan güzel kız Özlem rolünde Damla Sönmez, bacağından yaşadığı sakatlıkla yeni başladığı futbolu yükselemeden bırakmak zorunda kalmış, lise diplomasına dahi sahip olmayan, taksicilik yaparak ve aşık olduğu kızla bir an önce evlenerek yaşamını sürdürmek isteyen mahallenin saf ve temiz genci Hakan rolünde Öner Erkan ve halen Felsefe bölümünü bitirememiş, Porno dergilere mahallede duyduğu fantazi hikayelerini yazarak geçimini sağlamaya çalışan Murat rolünde Erkan Bektaş (söyleşide yoktu)…
Damla, Yeditepe Üniversitesi’nde tiyatro bölümünde okuyan, 22 yaşında bir genç kız. Liseli Özlem’i hakkını vererek canlandırmış. Öner’in de onun da ödülünü sonuna kadar hak ettiğini söyleyebiliriz. Hem tek tek hem de bir bütün olarak düşündüğümüzde oyuncular arasındaki uyum takdire şayandı.
İnan Temelkuran, Kadir Çermik ve Öner Erkan, Bornova Anadolu Lisesi’nden birbirini tanıyan arkadaşlar. Filmin bu kadar rahat bir şekilde oluşturulup çok sağlam bir şekilde kotarılması, yetenekleri ile birlikte bununla da açıklanabilir. Temelkuran, karakterleri planladığında bu onların bu role çok yakışacağını düşünmüş ve belki de karakterleri hayatında tanıdığı bu insanlara göre şekillendirmişti. Damla Sönmez, yanılmıyorsam Temelkuran’ın bir kısa filminde de role sahip, oradan tanışıklıkları varmış. Oyuncuların hepsi bu rolleri oynadıklarından çok memnunlar ve karakterlerini sonuna kadar savunuyorlar (özellikle Damla) Katılımcılardan yöneltilen “Filmin kötü karakteri kim?” , “Filmin en masumu kim?” gibi sorular da bu yüzden çok cevabını bulamıyor.
Temelkuran’ın söylediği kadarıyla, filmin asıl derdi, 80 İhtilali’nin, insanları düzene sokmak uğruna yol açtığı toplumsal tahribatın, belli bir sınıf konumuna sahip olmayan serseri mayınlar şeklinde bireyler yetiştirdiği.. Hikaye ne kadar benim de bir süre yaşadığım Bornova’da geçse de, aslında Türkiye’nin birçok kentine uyarlanabilecek durumda. Hatta Bornova ve İzmir’i bilmeyen bazı konuklar İstanbul’da olsa neresi olurdu diye sorunca şakayla karışık “Avcılar Avcılar” ya da “Bakırköy Bakırköy” şeklinde cevaplandırdı.
Hikayeye çekilen son, kimi izleyicileri tatmin etmedi. Sanırım jenerik akarken film hala devam edince, son bir twist beklediler ancak yanılıyorlardı. Film anlatmak istediğini yeterli şekilde anlatmış, “böyle gider bu” diyordu aslında. Filme çekilmesi planlanan alternatif bir sondan da bahsettiler. Orada da filmin başındaki küçük çocuklar bilardo salonuna gelip Salih hakkında bir şeyler konuşuyorlar (ayrıntıya girmem spoiler olur). Film iki şekilde de aynı şeyi söylerdi; fakat farklı bir anlatımla. Ben izlediğim halini daha çok beğendim açıkçası.
Yönetmen ve oyuncuların en büyük üzüntüsü, Bornova ve İzmir Belediyesi’nin filme yeterince önem vermemesi, Altın Portakal ödüllerinden sonra “Gelin size gala yapalım bari” tarzı yaklaşım ve kokteyle sanki film için değil de “Haydi toplanalım” amaçlı davet edilmiş yerel yöneticiler ve askerler…
Bu büyük potansiyele sahip ve kitleler tarafından bilinmesi gereken film sadece 13 salonda vizyona girebilmiş ve maalesef şu ana dek 8500 kişi tarafından seyredilmiş. Oyuncular, özellikle Kadir Çermik, haklı olarak sitemkar bir konuşma yaptı İzmir hakkında. Şaka gibi diyebileceğiniz birçok olay anlattı ama hepsini yazmayı da doğru bulmuyorum. Sadece, filmin İzmir’de yalnızca 1 salonda vizyona girdiğini söylemem yeterli olur sanırım. İleride belki bu film için veya ekip için ibre bir yerden değişecek, bilemeyiz; ancak ben şunu anladım. Öylesine ilginç ve halen kötürüm bir sosyal ortamda yaşıyoruz ki, bir şekilde sahip olduğumuz, olabildiğimiz ayrıcalıklar gerçekten çok kıymetli. Ya da bize hiç bir şey sunulmadığı için öyle görülmesi isteniyor.
İnan Temelkuran “Siz bir de Kosmos’u izleyin, gerçekten çok beğeneceksiniz” dese de, Bornova Bornova’nın her şeyiyle olması gerektiği gibi ve almış olduğu ödüllerle de olsa adını herkese duyurmasının son derece mutluluk verici olduğunu söyleyebilirim. Yönetmen, bundan sonra özellikle maddi imkan bulursa daha fazla film çekmek istediğini ancak şu an iki tane senaryo projesinin olduğunu, bunun dışında yakında bir filmin söz konusu olmadığını sözlerine ekledi.
Katıldıkları için ve bütün samimiyetle uzun süren soruları sıkılmadan cevaplandırdıkları için hepsine çok teşekkür ediyorum. Artık gözümüz hepsinin üzerinde..
Kasım 26, 2009 7:05 pm
Merhaba,
Damla Sözen değil
Damla Sönmez
düzeltmek istedim…
Sevgiler, teşekkürler