yesil.ntvmsnbc.com

NTVMSNBC, insanları çevre konusunda bilinçlendirmek ve daha duyarlı bir nesil yetiştirmek amacıyla güzel bir oluşum başlatmış burada.. Yesil.ntvmsnbc.com
Karbonmetre testini yapıp çevreye verdiğiniz zararı karşılamak için kaç ağaç dikeceğinizi öğrenebilir, çevreye daha az zarar vermek ve enerji kaynaklarını etkin kullanmak için neler yapmanız gerektiğini öğrenebilirsiniz. Üye olun, okuyun, okutun.
En azından bilgisayar ve televizyonları standby’da bırakmadığınızda bile çok büyük miktarda enerji tasarrufu sağlamış olacağınızı bilmelisiniz.
Kazım Koyuncu
Kazım Koyuncu‘nun kansere yenik düşüp aramızdan ayrılalı bugün 3 yıl oluyor. Hayatının son döneminde kitleler tarafından tanınan ve Karadeniz müziğini herkese sevdiren, tam o sırada aramızdan ayrılıp, ardında onbinlerce üzgün hayran bırakan insan.
Sanatını en güzel şekilde icra etmiş, saygı duyulası bir hayat yaşamış, müthiş hisli şarkılar yapıp, her seferinde dostluğu ve sevgiyi aşılayan, Kanser tedavisi görürken bile konserlere çıkmak isteyip hayranlarını yalnız bırakmak istemeyen, hüznünü ve ayrılık acısını bizzat hissettiğiniz kişi o.
Seslendirdiği didou nana’sını, İşte gidiyorum’unu sonra da Hayde hayde’sini ve daha bir çok şarkısını dinleyelim bugün ve yine analım..
Nihat bacağı

Seviyorum Nihat Kahveci‘yi. Eski bir Beşiktaşlı olması bir yana, kendine has oyunu olan sempatik bir futbolcu. Dün akşam Norveç’i 2-1 yendiğimiz maçta da bizi öne geçiren golü attı kendisi. Bu adamın attığı her gol sonrası sevinci ve koşuşu da bir enteresan. Bakın dün akşam attığı golden sonra objektiflere yansıyan görüntüye. Bir gariplik sezmişsinizdir muhtemelen, yürümesi koşması garip bi adam bu. Bacakları pergel gibi açılıyor ve hafif eğik vaziyette koşuyor. Futbol oyunu da o yüzden keyifli geliyor belki de. Sergen Yalçın gibi mesela. Onun da yürüyüşü (fazla kiloları nedeniyle)nde bir ilginçlik var. Eski Galatasaraylı Okan’da öyle. Aslında düşünüldüğü zaman kısa boylu futbolcuların tümünde var bu olay.
Herneyse, kazandık maçı. A Milli Takıma olan sevgi ve inancımız yine arttı. Sen ilk maçlarda 13 puan kazan, önüne geleni darmadağın et. Sonra son 8 maçta sadece 1 galibiyet al. Ha olacak ha olacak derken neredeyse eleniyorduk.. Büyük lokmaları yiyip küçüklerde boğulduk. Çok fazla puan kaybettik. Gel gelelim bizim takımın motivasyon takımı olduğu yine ortaya çıktı. Her Türk gibi onlar da zor şartlar altında ve ancak mecbur kalırlarsa gaza geliyorlardı. Bu galibiyet rehavetimizi sona erdirir de Bosna’yı evimizde yenerek Şeb-i Aruz yaşamış oluruz umarım (yendikten sonraki başlık da ortaya çıktı).
Terörle mücadele ve yaşanan gelişmeler
Türk Blog Yazarları‘ndan blogların son günlerde yaşanan terör saldırıları konusunda duyarlı olması konusunda çağrı geldi. Ben de zaten bu konu hakkında yine hem yaşananların özetini hem de akla gelen yeni soruları izleyen uzun bir yazı hazırlamayı planlıyordum. Bölücü terör örgütü PKK 90′lı yıllardan bugüne en etkili saldırılarını gerçekleştiriyor. 21 Ekim’de Dağlıca’da bir baskınla 12 şehit,16 yaralı verdik. 8 askerimize de Genelkurmay ulaşılamadığını söyledi, PKK’ya yakın kaynaklar ise askerlerin ellerinde olduğunu söylüyor ve hatta fotoğraf ve video görüntülerini yayınladılar. DTP büyük bir yüzsüzlükle kaçırılan askerler için aracı olabileceklerini söyledi. Terör örgütünün, kendilerini de aşan çok tehlikeli ve planlı düşünceleri olduğu aşikar.
Dün, terörle mücadele konusunda aklıma gelen ve tam olarak cevabını alamadığım soruları yazdım bir kenara. Bazılarını araştırarak cevaplarını buldum. Bazıları ise hala cevapsız kaldı.. Yazının devamını oku »
2008 Avrupa Kültürlerarası Diyalog Yılı
Wikipedia‘da bir şeyler araştırırken Avrupa Yılları‘na rastladım. Avrupa Birliği, 1983′ten beri her yıla özel bir isim vererek birlikteki ülkelerin ona yoğunlaşmasını istiyor. Şimdi bakalım 1983′ten beri hangi yıllar ne olarak ilan edilmiş :
- 1983 - European Year of SMEs and the Craft Industry (KOBI ve Endüstri)
- 1984 - European Year for a People’s Europe (Halkın Avrupa’sı)
- 1985 - European Year of Music (Müzik)
- 1986 - European Year of Road Safety (Yol güvenliği)
- 1987 - European Year of the Environment (Çevre)
- 1988 - European Year of Cinema and Television (Sinema ve TV)
Metro Turizm : Kalitesiz Yolculuk
Sık sık İstanbul-İzmir arası seyahat yapmaktayım. Metro Turizm’le daha önceden de problem yaşamıştım ancak bu son sefer olan beni iyice firmadan koparttı. Ne olduğunu anlattım Şikayetvar‘da, firma bir şey yapmayacak yine biliyorum, çünkü o sitede bir sürü şikayet var ve çözüm mesajlarını okudum, hepsi öylesine, geçiştirme amacıyla yazılmış şeyler. Ama en azından yazdığım şeyi insanlar görür de bilet almadan önce bir kez daha düşünür. Bu firmanın hizmetinin,yolculuğunun,otobüslerinin,çalışanlarının ne kadar kötü olduğunu ekşi sözlük’teki metro turizm başlığındaki on sayfa entry’i okuyarak anlayabilirsiniz. Sikayetvar.com’da da tüm otobüs firmaları arasında sondan birinci sırada yer alıyor. Sakın ola ki bu firmayı tercih etmeyin, boşuna canınız sıkılır, keyfiniz kaçar efendim. Alternatif var mı? Elbette, Nilüfer Turizm, Kamil Koç.. Tabi Gebze’de ikisinin de şubesi olmadığı için oradan alamıyordum.Pamukkale var bir de ama ona da hiç güvenmiyorum. Gittim Nilüfer ve Kamil Koç’a mail attım Gebze’de şube açın diye. Birisi sesimi duysa da açsa bari.. İzmir’de ise pek tabi Nilufer Turizm’i tercih ediyorum. Biletlerimi de internet üzerinden alarak 6 YTL ucuza gidiyorum Nilüfer’de. Bu iki firmayla en azından daha az problem yaşarsınız (hiç bir otobüs firmasına tam olarak güvenmiyorum aslında) Üstelik fiyatları da aşağı yukarı aynı. Hatta Metro bazı yerlerde daha pahalı… Yazının devamını oku »
Doğu Cephesinde yeni bir şey yok

Terörist örgüt PKK dün Şırnak’ta görevden gelmekte olan 13 askerimizi şehit etti. Bugün 2 haber daha geldi, biri Diyarbakır’da diğeri Şırnak’ta mayın patlaması sonucu 2 askerimiz daha şehit olmuş. 29 Eylül’de de bir minibüsün taranması sonucu 7’si köy korucusu ve 5′i çocuk olmak üzere 13 kişi hayatını kaybetmişti. Maalesef ne kadar üzülsek de elimizden hiç bir şey gelmiyor. Ancak oturup yazı yazabiliyoruz, madem bunu yapalım ve en azından yapılanlara sessiz kalmayalım.
Bu kadar askerin can vermesini, PKK’nın elini kolunu sallaya sallaya terörüne devam etmesini bir çok insan gibi ben de anlayamıyorum. Zannedersem Türk askerlerinin şehit olması işlerine gelen bazı vatan hainleri var aramızda, yoksa böyle olmazdı. Asırlardan beri türlü destanlar yazmış Türk ordusu, 3-5 çapulcu karşısında bu kadar başarısız olmazdı. Terörün bu topraklarda insanları katlettiği 23 yıldan beri ölen PKK’lı sayısı elbette şehit olan asker ve masum insanların sayısından fazladır ancak bu kesinlikle yeterli değil. Elimizdeki ağır silahlar,kalabalıklığımız ve eğitimli ordu olmamıza rağmen yine de bu kadar şehit vermemizi aklım almıyor. Devletin ve ordunun -hele böyle bir zamanda- kendi askerini kasıtlı olarak öldüreceğine kesinlikle inanmıyorum. O, PKK’yı yumuşatmak isteyenlerin görüşü. 2007 yılının Eylül ve Ekim ayları son yıllarda terörün en fazla arttığı aylardan biri. Yazının devamını oku »
Myanmar’da yaşananlar unutulmayacak
Burada genelde siyasi şeyler yazmam ama bu yaşananlara sessiz kalmak istemiyorum. Umarım diğer Türk blog yazarları da bu Güney Doğu Asya ülkesi Myanmar (Burma) olarak bilinen yerde yaşanan vahşet ve katliama dikkat çeker. Geçen hafta Myanmar Birliği’nde, faşist askeri yönetime karşı, budist rahipler devrim başlatmıştı. Cunta da binlerce rahip ve göstericiyi esir alarak katletti. Binlerce kişinin öldürülerek ormanlara bırakıldığı öne sürülüyor. Bu yoksul insanlar, din adamları sadece daha iyi bir hayata sahip olmak için ayaklanmışlardı. Yüzbinlerin katıldığı barışçıl bir ayaklanmaydı bu. Ama her faşizan zihniyet gibi karşılığını acımasızca buldu. Yaşananlar sadece bundan ibaret değil Burma’da.. Geçen hafta bir japon gazeteci öldürüldü. Dünya,yaptıklarından haberdar olmasın diye internet bağlantısı kesildi.. Konuyla ilgilenen Burma’lı blogcular da tehdit altında..
Özgürlük isteği, insan ancak karşısına canını koyduğu zaman bu kadar inandırıcı olabilir. Devrime katılan göstericiler her şeyini geride bırakmış, askerlere “hadi gelin öldürün bizi” diyorlar ve ölüyorlar. Bazı şeylerin kazanılması için illa birilerinin ölmesi mi gerekiyor? Bu hiç kimseye zararı olmayan insanların ölmesi sonrası keşke bir şeyler değişebilse, keşke sonuç alınabilse..
İnsanlık orada yaşananları asla unutmayacak.
Hepimiz tanışıyoruz..

Mütemadiyen e mail adresinize gelen “Tonguç sizin arkadaşınız mı? , hadi gelin o zaman üye olun” , “Recai sizinle iletişim kurmak istiyor, üye olmazsanız bu maili almaya devam edersiniz” tarzı gerek davetkar gerek tehditkar ama ısrarkar postalardan bıkmış olmalısınız benim gibi. Yeni moda bu efendim. Bir site var, yaşayan bütün insanlar oraya toplanıyor. Takım kurup çift kale maç yapıyorlar, arada bir toplanıp kalabalık oluşturuyorlar kendi aralarında.
Etraf aptal sosyal ağ siteleriyle doldu. Eskiden arkadaşlık sitesi deniyordu bunlara. Şimdi web 2.0 anlayışıyla artık “Sosyal ağ” deniyor. Tabi sadece ismi değişmedi cismi de konsepti de değişti azıcık. Oluşturulan profillere fotoğraf ekleme ve klasik kaş göz bilgisi yerini videolar, sesler, linkler, diğer arkadaş bağlantıları vesaire aldı. Hepsi delirtiyor beni. Bizim pilli network’un güzel bir ortamı vardı Sosyomat, ilk açıldığında Aftermath,hafif uyku, sen, ben, o falan takılıyorduk “aa bu buton ne güzel olmuş” diyerek bir de baktım ki alem oraya akmaya başladı. Ortalık sanal et pazarına döndü. Şimdi isim vermeye başlıyorum. Bu oluşumların bir çoğu amacını aşmış ve benim gözümde işe yaramazlar.. Yazının devamını oku »
Michelangelo Antonioni’yi kaybettik
Bugün sinemafanatik‘te görünce inanamadım. Daha dün Ingmar Bergman’ın vefat haberini almıştık.. 1 gün arayla 2 usta yönetmen terketti dünyayı.. Bergman’ın hemen ardından italya’nın yaşayan en büyük yönetmeni Antonioni’mizi de kaybettik 94 yaşında.. Dün yaşayan büyük yönetmenleri sayarken nasıl da adını unutmuşum… İleride “onun yaşamına tanıklık ettik” diyebileceğimiz bir usta aynı Bergman gibi.. Kendisini bir çok sinemasever ünlü Blowup filminden tanıyordur. La notte‘yi de bilenler vardır.. Kendine has bir yönetmendi. Umarız geride kalan usta yönetmenler de Antonioni gibi uzun ömürlü olur.. Pek fazla kalmasa da..
