Nisan ayı huzur ayı

Nisan 19, 2008 at 2:09 am (Günlük) (, , , , , )

Vizelerden kurtulup yine bilgisayar başında çayımı rahatça yudumlayıp seçmiş olduğum filmi izlemenin keyfi ayrı. Bugün de bir film seyrettim ama şimdilik bahsetmeyeceğim. Turistlerin Louvre müzesinde yaşadığı Stendhal sendromunu ben evde yaşayabiliyorum sanırım. Bizim oralarda yaşayanlar öyle elini attığı gibi istediği ülkeye gezemediği için sanat eserlerini kendi çevrelerinde bulmaları gerekiyor. Evinde interneti olan bir insan da film indirerek ihtiyacını çok rahat karşılıyor. Film izlemekten zevk alabilen ne güzel evinde de mutlu olabiliyor yani, taç ürünlerine ihtiyacı olmadan. (bkz: evimde mutluyum ben)

bostanli '07

Nisan ayı, hem doğum günümün, hem yıldönümümün hem de blogun kurulduğu ay. Bakalım bir dahaki nisanlarda nelerle karşılaşacağız, yağmurlardan başka.

Bu sitede 2 senedir bir çok yazı yazmışım (evet 2 sene bir kaç gün önce doldu, bu yazıya da bir nebze yıllık yazı diyebiliriz) Blogun çehresi değişti gördüğünüz gibi. Ama senelik bir değişim değil bu, eski sunucumdan pılımı pırtımı toplayıp bir gece sessizce WordPress.com’a geçtim. Server kesintisi ve başka hız problemleriyle uğraşmamak için yapmam gereken de buydu. Bir domain’i, wordpress.com’dan aldığınız bloga entegre etmek için yıllık 15$ vermeniz gerekiyormuş, böyle güzel bir blogun böyle basit şeylerden para alması hiç hoşuma gitmese de(zira google blogspot’ta almıyor bundan masraf) ödedik, bir kere geldik kapısına. Bir 10$ daha ödemek de style.css dosyasında değişiklik yapmaya da yarıyormuş, ama önceki temamı(buggy theme) tamamen kullanamayacağım yine de, HC‘de epey yardımcı olmuştu eski temanın  kurulumu için bana, o da mazide kaldı. O yüzden wordpress’in sıradan temalarından birini seçtim şimdilik.

Bloguma artık www.nihilanth.org/blog2′den değil direkt www.nihilanth.org yazarak ulaşıcaksınız. Daha önce verdiğiniz linkleri de bu şekilde güncellerseniz sevinirim.

Yazmadığım süre zarfında yine bir çok film izlendi. Kimisi sözlüğe girildi, kimisi not defterine, hep bir yerlere not alındı kısaca, boş zamanlarda yine onlardan bahsederiz ve mutlu oluruz derken Cat Stevens’ın If You Want to Sing Out şarkısıyla başbaşa bırakayım sizi.

Kalıcı Bağlantı Yorum yapılmamış

Zamanda Yolculuk mimi

Mart 1, 2008 at 1:09 am (Günlük) (, , , , )

Bir süre önce Sinepena‘dan TrApEZuNdA’nın bana pas attığı mime, daha önce uygun vakit bulamadığımdan şimdi cevap verebiliyorum.. Tam da LOST’un 5. bölümünde işlenen konuya denk geldi :) Her neyse mime gelecek olursak; “Şöyle bir düşününce zamanda yolculuk gerçekleşse sizin gitmek istediğiniz 2 zaman dilimi ne olurdu” diye sorulmuş. Prehistorik çağlara ve bilinmeyene ilgi duymamdan ve Hititleri merak ettiğimden ilk gitmek istediğim zaman dilimi Hititlerin yaşadığı çağ olurdu. Günümüzde hititçeden sadece ninda an ezzateni watarra ekutteni (ekmeği yiyeceksiniz, suyu da içeceksiniz) şeklinde bir cümle kaldığı için, Hititçe’yi öğrenmeye çalışırdım. İkinci gitmek istediğim zaman dilimi ise daha eskilerde, Le Guerre du feu‘da işlenen, ateş için savaş yapılan dönem. Biraz uçuk oldu ama konu böyle ne yapalım. Ben de mimi hoşaf ve keditasması‘na paslayayım.

Kalıcı Bağlantı 2 Yorumlar

Metro Turizm : Kalitesiz Yolculuk

Ekim 17, 2007 at 3:48 am (Gündem, Günlük)

Sık sık İstanbul-İzmir arası seyahat yapmaktayım. Metro Turizm’le daha önceden de problem yaşamıştım ancak bu son sefer olan beni iyice firmadan koparttı. Ne olduğunu anlattım Şikayetvar‘da, firma bir şey yapmayacak yine biliyorum, çünkü o sitede bir sürü şikayet var ve çözüm mesajlarını okudum, hepsi öylesine, geçiştirme amacıyla yazılmış şeyler. Ama en azından yazdığım şeyi insanlar görür de bilet almadan önce bir kez daha düşünür. Bu firmanın hizmetinin,yolculuğunun,otobüslerinin,çalışanlarının ne kadar kötü olduğunu ekşi sözlük’teki metro turizm başlığındaki on sayfa entry’i okuyarak anlayabilirsiniz. Sikayetvar.com’da da tüm otobüs firmaları arasında sondan birinci sırada yer alıyor. Sakın ola ki bu firmayı tercih etmeyin, boşuna canınız sıkılır, keyfiniz kaçar efendim. Alternatif var mı? Elbette, Nilüfer Turizm, Kamil Koç.. Tabi Gebze’de ikisinin de şubesi olmadığı için oradan alamıyordum.Pamukkale var bir de ama ona da hiç güvenmiyorum. Gittim Nilüfer ve Kamil Koç’a mail attım Gebze’de şube açın diye. Birisi sesimi duysa da açsa bari.. İzmir’de ise pek tabi Nilufer Turizm’i tercih ediyorum. Biletlerimi de internet üzerinden alarak 6 YTL ucuza gidiyorum Nilüfer’de. Bu iki firmayla en azından daha az problem yaşarsınız (hiç bir otobüs firmasına tam olarak güvenmiyorum aslında) Üstelik fiyatları da aşağı yukarı aynı. Hatta Metro bazı yerlerde daha pahalı… Yazının devamını oku »

Kalıcı Bağlantı 22 Yorumlar

Hepimiz tanışıyoruz..

Eylül 22, 2007 at 3:30 am (Gündem, Günlük, Kültürel, Trend, internet)

Mütemadiyen e mail adresinize gelen “Tonguç sizin arkadaşınız mı? , hadi gelin o zaman üye olun” , “Recai sizinle iletişim kurmak istiyor, üye olmazsanız bu maili almaya devam edersiniz” tarzı gerek davetkar gerek tehditkar ama ısrarkar postalardan bıkmış olmalısınız benim gibi. Yeni moda bu efendim. Bir site var, yaşayan bütün insanlar oraya toplanıyor. Takım kurup çift kale maç yapıyorlar, arada bir toplanıp kalabalık oluşturuyorlar kendi aralarında.

Etraf aptal sosyal ağ siteleriyle doldu. Eskiden arkadaşlık sitesi deniyordu bunlara. Şimdi web 2.0 anlayışıyla artık “Sosyal ağ” deniyor. Tabi sadece ismi değişmedi cismi de konsepti de değişti azıcık. Oluşturulan profillere fotoğraf ekleme ve klasik kaş göz bilgisi yerini videolar, sesler, linkler, diğer arkadaş bağlantıları vesaire aldı. Hepsi delirtiyor beni. Bizim pilli network’un güzel bir ortamı vardı Sosyomat, ilk açıldığında Aftermath,hafif uyku, sen, ben, o falan takılıyorduk “aa bu buton ne güzel olmuş” diyerek bir de baktım ki alem oraya akmaya başladı. Ortalık sanal et pazarına döndü. Şimdi isim vermeye başlıyorum. Bu oluşumların bir çoğu amacını aşmış ve benim gözümde işe yaramazlar.. Yazının devamını oku »

Kalıcı Bağlantı 1 Yorum

Doğru diş fırçalama

Temmuz 20, 2007 at 9:50 am (Günlük)

Diş çürümesi, sararması hepimizin nefret ettiği sağlık problemlerinin başında geliyordur. Bunu engellemek için sadece dişlerini düzenli olarak fırçalamak yetmiyor tabi ki.. Doğru diş fırçalama gibi bir şey de varmış öğrendik, meğer ben doğru diş fırçalamıyormuşum. Dairesel hareketler yerine yukarıdan aşağıya yapmam gerektiğini biliyordum ama tek dikkat edilmesi gereken bu değilmiş. Mesela dişleri fırçalamadan önce ağzı çalkalamamak ve diş fırçası ve macununu ıslatmamak gerekiyormuş. Ben de senelerdir alışmışım hep bildiğim gibi yapıyordum.. Bunun dışında fırçalama işlemi en az 2 dakika sürecek, kaliteli bir diş fırçası ve diş macunu kullanılacak, fırçalama işlemi bittikten sonra ağız en fazla 2 kere çalkalanıp diş macununun etkin maddelerinin ağızda kalması sağlanacakmış.. Çok zahmetli iş ama ne yapalım bundan sonra dikkat edeceğiz demek ki buna.. Ağız ve diş temizliği konusunda ayrıntılı bilgi almak isteyenleri buraya yönlendirelim.

Kalıcı Bağlantı 2 Yorumlar

Türkiye’de sinemaya gitmek

Haziran 26, 2007 at 12:27 am (Filmler-Sinema, Günlük)

Hep söylenir ya Türkiye’de sinema seyircisi çok az diye, bunun en büyük nedenleri arasında halkın sanata olan ilgisizliği, sinema alışkanlığı olmaması, Türk filmlerinin görece azlığı ve ekonomik durum görülürdü. Son 5 senede bir çok şey değişti aslında. İnsanlar daha fazla dolduruyor salonları, satılan bilet sayısı her sene bir kaç milyon artıyor. Halkın istediği filmi yapmaya başladılar çünkü yapımcılar, yeni ve başarılı yönetmenlerimiz ortaya çıktı, Türk filmi sayısı arttı ve halkın ekonomik durumu görece düzeldi. Şimdi her şey iyi hoş da, Türkiye’de sinema belli bazı bölgelerde var bildiğiniz gibi. 81 vilayetimizin bazılarında sinema salonu bile yok, özellikle doğu illerinde. Oralarda belki bir şeyler izlemek isteyenler oluyordur, ancak ücretsiz festival yahut belediye gösterimleri sayesinde izleyebiliyorlar. Sadece doğuda mı zor peki sinemaya gitmek?

Yazının devamını oku »

Kalıcı Bağlantı 5 Yorumlar

Türk futbolundan neden soğunur?

Mayıs 24, 2007 at 5:22 am (Gündem, Günlük)

Son bir kaç senedir Türkiye Süper ligi‘nin ne kadar kötüleştiğinin farkındayım. Taraftarıyla, kulübüyle, hakemiyle, futbolcusuyla, yorumcusuyla Türk futbolunun durumu içler acısı. Herkes ayrı bir çirkef.. Çocukluğumda bambaşka bir çoşku vardı, çocuk olmamızın verdiği heyecan bir yana, futbol çok daha temizdi bundan 10 sene önce. Derbi maçları ayrı bir zevk verirdi, babamla Beşiktaş maçlarına giderdik, kahveye bir kaç lira vererek Cine-5‘den,Teleon‘dan maçları izlerdik. Çok eğleniyordum, bağırırken, takımımı desteklerken. Fenerliler ve Beşiktaşlılar yanyanaydı kahvede ve kavga çıkmazdı, küfür çok nadiren duyulurdu, küfür edene de herkes tip tip bakardı.. Oynanan futbol da efsaneviydi sanki o zamanlar.. Şimdi 10 yaşındaki kardeşim Ahmetcan’da, takımını desteklerken benim o zamanki halim gibi aynen, takımı için ölecek neredeyse, bağırıyor, çağırıyor.. Ben Fifa 97 oynar ve sürekli futbol seyrederdim. O, Winning Eleven oynuyor ve tüm maçları kaçırmıyor şu an.. Ama o da büyüdükçe, futbolun Türkiye’de nasıl kötüye kullanıldığını, insanların bir oyun ve spordan ziyadesiyle ve fazlasıyla, hayatındaki önemli gayeleri bir yana bırakıp her şeyini futbola verdiğini gördükçe, o da soğuyacaktır eminim. Ben bir süredir farkındayım, uzun süredir ne takımım Beşiktaş’ın maçlarını izliyorum, ne de Türkiye’de oynanan herhangi bir maç ilgimi çekiyor. Bütün takımlar bok gibi oynuyor. Özellikle bu sene Türkiye Süper Ligi’ndeki puan durumuna bir göz atın, sonra onları önceki senelerle kıyaslayın, ne demek istediğimi anlarsınız. Futbolu körü körüne seven bazılarına göre “bakın işte ne güzel mücadele var, her an sıralama değişebiliyor, süper bir şey bu” ama bana göre öyle değil… Yazının devamını oku »

Kalıcı Bağlantı 1 Yorum

Sunucu değişikliği ve WP 2.2 Getz’e geçiş

Mayıs 20, 2007 at 1:25 am (Günlük, Yazılım)

Bugün itibariyle blogumuz daha sorunsuz ve hızlı ulaşım için kendi sunucumuzdan hizmet veriyor. Bir süre önce hosting ve çeşitli hizmetler için aldığım Nerubweb’i duyurmuştum. Bugün bir kaç saat uğraşın neticesinde blogu nerubweb’e taşıdım. Şuan aktif olmayan bir iki eklenti var onları da kısa sürede aktifleştireceğim. Yeni sunucu ile birlikte sayfa okunma ve ziyaretçi istatistikleri 0′dan başlamış oldu. Bunun dışında her hangi bir sorun yok, eski yazılar, yorumlar, linkler, sayfalar ve tema ayarları aynı şekilde duruyor. Bu arada geçen gün WordPress 2.2 Getz sürümü yayınlandı. Wordpres - TR ekibi de hemen Türkçe sürümünü çıkardı ve ben de bugün güncellemeyi yaptım.

Kalıcı Bağlantı Yorum yapılmamış

Ek$i Öyküler İmza Töreni, Zirve & Kokteyl

Mayıs 9, 2007 at 4:30 pm (Günlük, Kültürel)

Daha önce burada duyurduğum gibi, 6 Mayıs’ta Beyoğlu Oyuncular Tiyatro Kafe’de ek$i öyküler kitabının imza töreni,yazarları için zirvesi ve herkesin katılabildiği kokteyli vardı. Ben de hazır Gebze’ye gelmişken gittim, iyi ki de gitmişim. Kitapta öyküsü olan bazı yazarlar katılmamış olsa da katılım oldukça yüksekti. Zirve 16′da başlayacaktı ben yarım saat önceden orada oldum ve hazırlıklara yardım ettim. 17′ye doğru herkes gelmeye başladı yavaş yavaş. Sonra herkes birden kitapları imzalatmaya başladı. Ben de hayatımda ilk kez kitap için imza dağıtmış oldum bir çok yazar gibi. Hatta bir ara öyle oldu ki, öyküsü olmayanlar bile imza dağıtmaya başladı yoğun istek üzerine :) Saat 20′ye kadar oradaydım, zannedersem 22′ye kadar sürdü zirve. Bu güzide kitap bir çok yazarla tanışma ve sohbet fırsatı da doğurmuş oldu. Herkes katıldığı için çok memnun olmuştur zannediyorsam. Öte yandan eve dönerken telif hakkımız olarak aldığım kitabı (2 kitaptı hakkımız) okumaya başladım. Oldukça başarılı bulduğum öyküler var kitapta. Bundan sonra umarım daha güzel projelere de imza atacak bu ekip.

Kalıcı Bağlantı 1 Yorum

Okurların gönlüne girecek yazı!

Nisan 19, 2007 at 3:54 am (Günlük, Trend, internet)

Vardır böyle birşey.. Bir sürü blog yazarı var, bunların her birine, her gün binlerce yazı ekleniyor.. Her blog yazarı, günde en az 10 kadar blogu takip ediyordur. Çok daha fazla olanları da vardır muhakkak. Peki bu sürekli takip ettikleri blogları neye göre belirliyorlar? Bazıları arkadaşları, blogroll’undakiler, bazıları zaten çok uzun zamandan beri yayında olan ünlü bloglar.. Tamam bunları geçtik. Peki yeni başlayan bir blogun tutunabilmesi için neler yapması lazım? Bu soruyu kendime sorduğumda aklıma gelen ilk cevap ne uzun süredir yazmak, ne insanlara linkler,trackbackler yollamaktı.. Bir blog, takip ediliyorsa, muhakkak bir tarihte o kişinin ilgisini çeken, işine yarayan bir yazı yayınlamıştır. Dolayısıyla takip edilen blog olabilmek için genel konsepti dağıtmadan farklı konulara değinebilmek gerekir.
Yazının devamını oku »

Kalıcı Bağlantı 2 Yorumlar

« Önceki girişler