korsankitap platformu!
Bildiğimiz korsan değil bu, başka bir oluşum, üniversite öğrencileri öncelikli olmak üzere yazmak isteyen herkesin eserlerini kitap olarak değerlendirebilmek için kurulmuş bir platform. Oluşturulacak kitaplar ve dergilerin hepsi kolektif olacak, ana gaye bu. Birden çok yazarın yer aldığı eserlerin telif hakları da yazarların kendisinde kalacak.
Bu yolda bir çok proje hedefleniyor, yapılmak ilk kitabın konusu ise “Üniversite” Korsankitap web sitesini inceleyerek aklınıza takılan tüm sorulara cevap bulabilirsiniz. 1 Eylül 2008′e kadar katılımcıların “Üniversite” konusunda anı, öykü, deneme, tartışma, makale, karma türünde, aklına ne geliyorsa, yazmalarını ve göndermelerini istiyor. Projede isteyen editör kadrosunda da görev alabiliyor. Editörlerin oylayarak seçecekleri eserler yayınlanmaya hak kazanıyor ve kitap basılıyor..
korsankitap, benim de gönül verdiğim ve başından beri her türlü tanıtım faaliyetini üstlendiğim, bir an önce ilk kitabımızı elimize almak için sabırsızlıkla beklediğim bir oluşum. Yazmaya gönül veren, sesini duyurmak isteyen herkesi bekliyoruz..
yesil.ntvmsnbc.com

NTVMSNBC, insanları çevre konusunda bilinçlendirmek ve daha duyarlı bir nesil yetiştirmek amacıyla güzel bir oluşum başlatmış burada.. Yesil.ntvmsnbc.com
Karbonmetre testini yapıp çevreye verdiğiniz zararı karşılamak için kaç ağaç dikeceğinizi öğrenebilir, çevreye daha az zarar vermek ve enerji kaynaklarını etkin kullanmak için neler yapmanız gerektiğini öğrenebilirsiniz. Üye olun, okuyun, okutun.
En azından bilgisayar ve televizyonları standby’da bırakmadığınızda bile çok büyük miktarda enerji tasarrufu sağlamış olacağınızı bilmelisiniz.
Aceto Balsamico
Bir ara kapanıyor diye korktuğumuz ama sonra Euro 2008 heyecanını okurlarıyla paylaşmaya devam ettiği için sevindiğimiz yer burası.. Aceto Balsamico, aylarca yazdı, kim olduğu hiç bilinmiyordu fakat kitleler tarafından hep hayranlıkla karşılanıyordu yazıları. Daha sonra Galatasaray Dergisi editörlerinden Bülent Timurlenk olduğu anlaşıldı.. Aceto Balsamico, Futbol’u seven herkesin okuması gereken bir blog.
Bu arada Futbolla ilgili en son gruplardaki Norveç galibiyetimizi yazmışım, o günden bugüne neler oldu zaten hepimiz gördük.. Mucizevi bir biçimde yarı finale çıktık Euro 2008′de, Arda ile Nihat ile Semih ile.. Neyse bunları yazan zaten çok var, o yüzden ben belki turnuva bitiminde bir şeyler karalarım.
pilli|ilan

Pilli Network‘ün bir kaç hafta önce müjdesini verdiği site olan Pilli|ilan, artık açıldı. Pilli’nin ilan sitesinde Pilli Network’e bağlı dilediğiniz sitede sabit ve devamlı gözükecek şekilde gayet makul fiyata günlük ilanlar veriyorsunuz.
Elde ettiği tüm reklam gelirlerini yazarlarıyla paylaşan ve bu şekilde giderek büyüyen piili network, dileriz bu pilli ilan sitesinin de faydasını görür. İlk ilanların verilmeye başlamasıyla dünkü kazançlarıma bir göz attım ki 2 katı daha fazla gelir getiriyor artık bana pilli.. Daha çok yazan eskisinden çok daha fazla kazanır demektir bu da..
Film Adamı

Hoş tasarımı ve ismiyle dikkat çeken yeni rastladığım bir sinema blogu Film Adamı.. Henüz 16 yaşında olan Özgün Kabakçıoğlu‘na aitmiş. Biraz daha doldurulur ve düzenlenirse takip edilesi bir site olabilir. Örneğin Arşiv sayfası ve önceki yazılara ana sayfadan ulaşılamıyor, ancak bir yazıya tıkladığınızda görebiliyorsunuz. Bunun dışında görünüm ve yazılar doyurucu. Başarılar diliyorum yazarına.
Live For Speed

97 yılında ilk bilgisayarımı aldığımda hediye olarak Test Drive oyunu verilmişti. Hummer jiplerle off road yarış yaparken az joystick bozmamıştım. Daha sonra Moto Cross, Need For Speed tarzı oyunlar çıktı ki bu seri günümüzde hala devam ediyor. Yarış oyunlarına olan ilgim böyle başladı kısaca.. Şimdi size araba yarışı oyunlarına yeni bir soluk getiren Live For Speed‘i takdim edeyim. Uzun süredir geliştirilmekte olan bu oyunun isim olarak Need for speed’e benzemesinden dolayı negatif bir önyargı oluşmasın, bu oyunumuz Need For Speed serileri gibi iddialı değil, daha küçük boyutta ama verdiği zevki düşündüğünüzde benzerlerini rahatlıkla geçiyor. Ayrıca tam olarak bir oyun da değil bu, online olarak da oynanabilen araba simülasyonu. Gerçekçilik üzerine kurulan oyunun opsiyonlarında arabanızın direksiyon, fren hassasiyetleri ve süspansiyon ayarları bulunuyor. En güzel yanı da bu oyunun internetten ücretsiz olarak oynanabilmesi. Demo sürüm olduğuna bakmayın, 4 çeşit araçla, bir sürü demo server’ında oyunu oynayabiliyorsunuz. 150 mb büyüklüğündeki dosyayı oyunun web sitesinden indirip kurun, ilk başlarda rally aracıyla biraz antrenman yapıp ısının, sonra formula aracını deneyebileceksiniz. Direksiyon hakimiyetini öğrenmek için antrenman bölümlerini oynamak şart. Daha sonra yine zamana karşı yarışıp rekorunuzu kırmaya çalışabilirsiniz. Yeterince hazır hissettikten sonra oyundaki çok kişilik server’lara girip yarışabilirsiniz. Server’larda diğer araçlarla aranızdaki mesafeyi koruyup, kazaya yol açmamaya ve kurallara uymaya çalışırsanız hem daha zevkli bir yarış geçirir hem de server’dan banlanmazsınız. İlk başlarda zorlanmamanız için küçük bir öneride bulunayım, virajlarda kesinlikle yavaşlayın, pist dışına çıktığınızda da hakimiyeti öğrenene kadar sakin olun. Sonra zaten rakiplerinizi geçmek için Crosby’nin “0 hata” anlayışına sahip olmanız gerekecek
Oyunda insanlar neler yapmış etmiş görmek için youtube’a live for speed yazarak videoları izleyebilirsiniz.
Dil seçenekleri arasında Türkçe’de bulunan Live For Speed boş zamanları öldürmek için yeni adayımız.
İkariam

Gameforge firmasının halen geliştirmekte olduğu bir oyun var. İsmi İkariam. Web tabanlı strateji, ülkemizde bir çok insan Ogame, Omerta gibi örneklerden nasıl bir şey olduğunu az çok biliyor zaten. Burada da antik çağlardayız. Harita üzerine binalarınızı kurup, geliştirip, araştırma yapıp, kaynaklarınızı etkin kullnarak, şehrinizin bulunduğu adanın ana bir kaynağı oluyor, sülfür, mermer, kristal cam gibi.. Bu kaynakları rahatlıkla toplayabiliyorsunuz, daha sonra saray kurup diğer adalardan şehirler sömürgeleştirip farklı kaynaklara da sahip olabiliyorsunuz. Tabi diğer adalardaki güçsüz şehirlerle ittifak kurmak, ticaret yapmak yahut savaşıp mallarını ele geçirmek de mümkün. Ben oyunun daha çok ekonomik yönüyle ilgilensem de adamda gelişmeme yarayacak kaynak sıkıntısı çekince mecburen saldırmaya başladım. Ee savaşlar da bu yüzden çıkmıyor mu zaten?
Alpha,beta,gamma gibi serverların olduğu farklı seçenekler mevcut. Hepsi birbirinin aynısı tabi ama hepsinde farklı oyuncular var. Ben de adresimi vereyim madem, Gamma server’ında 12:44 lokasyonundaki azoel şehrindeyim.
Sinepil.org
Pilli uzun süreli sessizliğini bozdu ve epeydir beklediğimiz Sinema blogu Sinepil.org‘u açtığını duyurdu. Pilli Network’ün 10. sitesi olan blog tasarımıyla da diğer pilli siteleri arasında dikkat çekiyor. Uzun soluklu olacağına inandığım bu blog dilerim kaliteli yazılarla bizleri buluşturur.
LOST ve Uluslararası paylaşım çılgınlığı
LOST, dünya çapında en fazla fanatiği olan dizi belki de. Her ne kadar eskisi kadar heyecanlı olmasa da diziyi takip eden kitle gerek “Ne olacak?” merakı, gerek kafalarındaki soruların cevabını almak için yeni bölümlerin gösterilmesini iple çekiyor. Şu sıralar 4. sezonunun yeni bölümleri her Perşembe akşamı gösteriliyor ve bu gösterimin hemen ardından Cuma sabahı internete yüksek çözünürlüklü versiyonu yayınlanıyor. Öğlen vaktine doğru paylaşım doruk noktasına çıkıyor ve gece geç saatlere kadar sürüyor. Her torrent sitesinden yüzbinlerce, toplamda milyonlarca kişi bu diziyi indiriyor. Halen mininova.org’da bir release de 44000 seeder ve 65000 leacher bulunuyor 4×05 bölümü için. Bunun dışında rapidshare yoluyla indirenleri de hesaba katarsak diziyi ne kadar takip eden insan olduğunu düşünebilirsiniz. Ben buradaki paylaşıma dikkat çekmek istedim. Resimde gördüğünüz dünyanın neredeyse her ülkesinden teşekkür alan Mininova.org’daki LOST’un 4. sezonunun 5. bölümüne ait olan dosyanın sayfası.
Ülkemizde divxplanet de, genelde dizi yayınlandıktan sonraki gün akşam saatine kalmadan ingilizce altyazıyı bazen ekip olarak, bazen bazı gönüllüler sayesinde hemen çevirerek paylaşıma sunuyor. Bu paylaşımların yasal olması da sanırım bu denli rahat hareket edilmesini sağlıyor. Zira ABC kanalı LOST’un yayınlanmış bölümlerinin HDTV versiyonlarını internet sitesine koyuyor bir süredir. İnternette bu kadar azimle paylaşılan başka bir şey var mıdır merak ediyorum..
Bloglardaki youtube videoları
Bilmiyorum benim gibi düşünen var mı ama bloglarda youtube videolarına rastlamak beni uyuz ediyor. Kaçtır aklımda, bugün dile getireyim dedim. Bunu bir çok blogda görüyorum. Üstelik saygın, her gün yüzlerce,binlerce kişi tarafından takip edilen bloglarda. Özellikle video linklerinin verildiği, video paylaşımı yapılan bloglardan söz etmiyorum elbette. Takip ettiğiniz bir bloga, ya da onun tavsiye ettiği başka bir bloga giriyorsunuz. O da ne, ekranın yarısını kaplamış, çok kısa ve muhtemelen okunmayan bir yazı ve kocaman youtube ekranı. İlle video linki verilecekse düz bir önizleme fotoğrafına bağlı link verin bari. Blogun içinde o videoyu izlesek ne olacak izlemesek ne olacak yani? Yeni sekmede açıp görsek çok mu şey kaybederiz?
Peki ben yaptım mı hiç bunu? Aradım, yüz küsür gönderimin içerisinde bir kaç video yazısı buldum. Ama gördüğünüz gibi hepsinde imaj koymuşum, linki altına saklamışım. Kasmamışım..
Kendi adıma, o içe yüklenen videoları hiç çalıştırmadığımı ve o tür bloglardan soğuduğumu söyleyeyim..

