Arşiv | Konuk Yazar RSS feed for this section

marat / sade

30 Mar

marat / sade

Fransız Devrimi’nin estiği yıllar, halkı devrim yolunda kışkırtan ünlü jakoben Jean Paul Marat ve devrime inanmayan kötü bir efsane “Marquis de Sade”. ikisinin arasındaki fikir ayrılıklarıyla devrim yıllarının kaotikliğini inceden hisstiren bir oyun: Marat ve Sade.

Halka, ilerlemeye çalıştıkları devrim yolunun sonunun cennet bahçesine varacağına inandıran aydınlar, kendi aralarındaki anlaşmazlıklar sonucu halka istediklerini verememiş ve halkı yarım kalan ideallerle daha çok sefalete sürüklemiştir. Ve yine her devrim yolunun sonu gibi bu da hırslı bir generalin eliyle sona ermiş; General Napolyon Bonapart Fransa tarihinde yepyeni bir döneme imzasını atmıştır.

Marat ve Sade, dünü anlatıp bugünü sorgulatan, araya sansürün varlığını hicveden bir oyundu. Oyunun içeriği, başarılı performanslar ve sahne tasarımıyla bu zamana kadarki en iyi oyununu çıkarmış oldu Bornova Şehir Tiyatrosu. Son zamanlarda arka arkaya hep komedi oyunlarından sıkılıp farklı tatları arayan ben denizin bu beklentisi fazlasıyla karşılanmış oldu. Bir de şansıma o gün Yıldız Kenter de oyunu izlemeye gelmişti. Ondan mıdır bilinmez antrede birkaç düzenleme vardı.

Son olarak oyun İzmir Uğur Mumcu Kültür ve Sanat Merkezi’nde bu hafta sonuna kadar her çarşamba, cuma ve cumartesi saat 20.00′da gösterimde olacak, izlemek isteyenler için belirtelim.

Uçan Süpürge Kadın Filmleri Festivali ve Yarışma Filmleri

29 Nis

Sinemada kadının emeğine dikkat çekmek ve cinsiyet eşitliği konusunda toplumu biliçlendirmek amacıyla düzenlenen ve bu yıl 12. si gerçekleşecek olan Uçan Süpürge Kadın Filmleri Festivali yine bir çok etkinlikle sinemaseverlerle buluşacak. 7-14 mayıs 2009 tarihleri arasında Ankara’da düzenlenecek festivalin bu yılki konukları Pedro Almodovar’ın Annem Hakkında Herşey filminin Agrado’su Antonia San Juan ve Almanya’nın dünyaca ünlü feminist yönetmeni Ulrike Ottinger.

Türkiye’nin ilk kadın film festivali ünvanını elinde bulunduran bu başarılı organizasyon, 2004 yılından bu yana Uluslararası Film Eliştirmenleri Birliği (FIPRESCI) tarafından gönderilen jüriyle uluslararası uzun film yarışması bölümü eklemiştir. Uçan Süpürge ayrıca, dünyada Uluslararası Film Eleştirmenleri Birliği (FIPRESCI) Jürisi tarafından ödül verilen tek kadın filmleri festivali olma özelliğine de sahiptir. Bu yıl Polonya’dan Anita Piotrowska, İsveç’ten Leif Joley ve Türkiye’den Nil Kural’dan oluşan FIPRESCI jürisi “Her Biri Ayrı Renk” adlı bölümde yer alacak 12 filmden birini seçecek ve ödül alacak film 14 Mayıs Perçembe günü kapanış töreninin ardından ücretsiz olarak gösterilecek.

Ödül için yarışacak filmler şöyle..

(daha fazla…)

Popcorn

21 Nis

popcorn

Şiddet filmlerinin yaratıcısı narsist bir yönetmen… Çıplak pozlarla “aktrist” olma yolunda başarılı bir şekilde ilerleyen güzel bir kadın… Paragöz, alkolik bir anne ile snob kızı ve Amerika’nın ünlü “mağaza katilleri”…

Amerikan film endüstrisini tiye alan Ben Elton’ın yazdığı Popcorn adlı oyun Dünya Tiyatrolar Günü etkinliği kapsamında İzmir Uğur Mumcu Kültür Sanat Merkezi‘nde Bornova Şehir Tiyatrosu oyuncuları tarafından sahnelendi. Cumartesi akşamki gösterimde, oyuna ilgi hayli büyüktü… (daha fazla…)

Özcan Alper ve Onur Saylak’la Sonbahar üzerine

10 Oca

flyerTarih: 8 Ocak 2009. Yer sandviçlerini ve ekşi sözlük zirvesine doğru yol alır iki sözlük yazarı genç. Zirvenin muhteviyatı Sonbahar filminin Beyoğlu sinemasında gösterimi, ardından da filmin yönetmeni Özcan Alper ile başrol oyuncusu Onur Saylak’ın katılımıyla gerçekleşecek olan söyleşiden oluşmaktadır.

Geleneksel Ekşi Sözlük sinema zirvelerinden biri. Son ayların en çok övülen türk filmlerinden biri olan (öven kişi sayısının en çok olduğu değil, ama övenlerin sinema cenahında en güvenilir olduğu filmlerden de denebilir) Sonbahar sinemada izlenecek, ve arkasından hemen hemen aynı yaş ve beğeni grubundan olduğumuz 20-30 gencin olduğu bir ortamda, Özcan Alper yan masanda oturup film üzerine laflayacak ve anılarını anlatacak.Ekşi sözlüğü hiçbir şey için sevmese, bunları sağlayabildiği için sever insan.

Önce filmi izledik, filmin yorumu ayrı bir başlık, ayrı bir yazı konusu. Yine de çok ufak değineyim. Ulucanlar Cezaevinde 2000 yılında gerçekleşen elim ve vahşi olayların bir kısmının asker kamerasından gerçek görüntülerini görüyoruz filmin başında (bunu film esnasında bilmediğimi ve söyleşi sırasında yönetmene sorarak öğrendiğimi belirteyim, çaktırmayın). Sonra 10 yıllık hapis sürecinin ardından evine, Hopa’ya dönen Yusuf’u. Yusuf evine döndüğünde her şey eskisi gibi olmuyor tabi ki. Gözünde kocaman mor halkalarla ve ciğerine bi rahat yüzü vermeyen sık öksürük nöbetleriyle yaşıyor artık. Filmden önce gösterilen Vali filminin fragmanında hoş bir tesadüf olarak şu cümleyi duyuyoruz yabancı bir adamın ağzından: “Siz Türkler’in en sevdiğim özelliği ne biliyor musunuz, çabuk unutuyorsunuz.” Evet, belki Türkler çabuk unutuyor, ama Yusuf unutmuyor. Hayatının en güzel 10 yılına mal olan o acı anılar aklından gitmiyor. Durgunluğu da, suskunluğu da ondan. Sonra bir gün, hayat kadını Eka’yla tanışır Yusuf. Ve olaylar gelişir… Böyle diyorum ama, olaylar gelişir mi, gelişmez mi, filmi izledikten sonra siz karar verin diyor, ve film sonrasına geçiyorum.

(daha fazla…)

Takip Et

Get every new post delivered to your Inbox.