nihilanth.org

Neden söz ediyorum?

Posted by: nihilanth on: Mayıs 29, 2010

Nihilanth.org’da bu sene Nisan ayı itibariyle 4 yıl geride kaldı. Eskiden parmak ile gösterilen bloggerlar, geçtiğimiz 5 sene içinde kurulan topluluklar sayesinde on binlere ulaştı. Bu yeni nesil ortamlarda çok kısa sürelerde yankı uyandıran işler yapan arkadaşları görünce seviniyorum. Kendine ait olan bir sayfada yazarak on binlerce okuyucuya ulaşabilen, kitleleri etkilemeyi başaran bloglara örnek vermek istesem sayfa aşağılara kadar uzar gider.

Kişisel blogculuk insanın kendi deneyimlerini, izlenimlerini ve ilgi duyduğu alanları insanlara aktarabilmeyi; kendi günlüğünü tutup arşivlemeyi sağladığı için belki de hiçbir zaman kaybolmayacak internet alışkanlıkların başında geliyor.

Aşağıda gördüğünüz ve aslında bu yazımın amacı olan servis ile herhangi bir web adresinde ya da metinde en fazla geçen kelimeleri öne çıkaran bir etiket bulutu oluşturuyorsunuz. İşte 4 senenin özeti…

Siz de web siteniz için böyle kelime-etiket bulutları oluşturmak istiyorsanız Wordle ve Tagul servislerini kullanabilirsiniz.

I’m Back!

Posted by: nihilanth on: Mayıs 28, 2010

Yaklaşık 6 aydır askerde olduğumdan dolayı blogumdan uzaktaydım. Geldikten sonra da biraz dinlenme, biraz eş-dost ziyaretiyle iki haftayı geçirdim. Artık yazılarıma devam edebilirim sanırım. Tek tük rastladıklarım ve arada sinemaya gitmelerim haricinde uzun süredir istediğim kıvamda film izlemiyor ve doğal olarak bir şeyler de yazamıyordum. Çarşamba günü hazır İzmir’deyken DESEM’e uğramadan geçmedim ve programa göz attım. 18.30′da Sinematek’te bir film gösterileceği yazıyordu. Başlama saatine kadar hangi film olduğunu bilmeden salona adımımı attım. 6 kişiydik. Film eski bir Türk filmiydi, Yönetmen Osman F. Seden, Sadri Alışık ve Türkan Şoray başrollerde oynuyor. Filmin adı “Sana Layık Değilim”..

İlk başlarda ne kadar temkinli yaklaştıysam da bu 1965 yapımı film müthiş oyuncuları sayesinde kendini izlettirdi.

DESEM’den biraz söz etmek gerekirse, önceki yıllardaki aktifliğini ve program derinliğini tamamıyle kaybetmiş. Önceden sorumlu Alev hanım vardı. Sanırım onun yerine Filiz hanım bakıyor şu an.. Bir de kurslar, seminerler vs. derken sinema bölümünü iyiden iyiye öksüz bırakmışlar. Program eskisinden çok daha kısır. Hem az film var, hem de nitelikli filmler yerine vizyondan kalkmış gişe filmleri, ucuz romantik komedilere rastlıyorsunuz. Gerçi artık İzmir’de değilim ama, bu hale gelmesine cidden üzülüyor insan.

marat / sade

Posted by: gungik on: Mart 30, 2010

marat / sade

Fransız Devrimi’nin estiği yıllar, halkı devrim yolunda kışkırtan ünlü jakoben Jean Paul Marat ve devrime inanmayan kötü bir efsane “Marquis de Sade”. ikisinin arasındaki fikir ayrılıklarıyla devrim yıllarının kaotikliğini inceden hisstiren bir oyun: Marat ve Sade.

Halka, ilerlemeye çalıştıkları devrim yolunun sonunun cennet bahçesine varacağına inandıran aydınlar, kendi aralarındaki anlaşmazlıklar sonucu halka istediklerini verememiş ve halkı yarım kalan ideallerle daha çok sefalete sürüklemiştir. Ve yine her devrim yolunun sonu gibi bu da hırslı bir generalin eliyle sona ermiş; General Napolyon Bonapart Fransa tarihinde yepyeni bir döneme imzasını atmıştır.

Marat ve Sade, dünü anlatıp bugünü sorgulatan, araya sansürün varlığını hicveden bir oyundu. Oyunun içeriği, başarılı performanslar ve sahne tasarımıyla bu zamana kadarki en iyi oyununu çıkarmış oldu Bornova Şehir Tiyatrosu. Son zamanlarda arka arkaya hep komedi oyunlarından sıkılıp farklı tatları arayan ben denizin bu beklentisi fazlasıyla karşılanmış oldu. Bir de şansıma o gün Yıldız Kenter de oyunu izlemeye gelmişti. Ondan mıdır bilinmez antrede birkaç düzenleme vardı.

Son olarak oyun İzmir Uğur Mumcu Kültür ve Sanat Merkezi’nde bu hafta sonuna kadar her çarşamba, cuma ve cumartesi saat 20.00′da gösterimde olacak, izlemek isteyenler için belirtelim.

Blog Ödülleri 2010

Posted by: nihilanth on: Mart 28, 2010

Geçtiğimiz sene katılımcılarını pek memnun etmeyen Blog Ödülleri organizasyonu bu sene daha gelişmiş bir şekilde tekrar karşımızda. 10 Martta başlayan başvuru süresi 30 Mart 2010′da sona eriyor. Blogunuzu eklemek için son 2 gününüz var.

Son günlerde daha az blogun olduğu kategorilere katılmak şansınızı artırır muhakkak.

Bir de reklam filmleri var, Yekta Kopan seslendirmiş, kısa, açıklayıcı, hoş.

Etiketler:

NINE

Posted by: gungik on: Şubat 28, 2010

Federico Fellini’ye en iyi yabancı film ve en iyi kostüm dalında Oscar ödülü getiren sinema tarihinin en iyi 10 filmi arasında gösterilen kült eser 8½’un “Hollywood” versiyonu olan Nine, 26 Şubat günü vizyona girdi.

Yönetmen Rob Marshall 6 Oscar sahibi Chicago’daki müzikal deneyimiyle yine izleyiciyi ekrana çeken bir film ortaya çıkarmış. Danslar, koreografi, müzikler ve bunların Chicago’daki gibi zaman zaman repliklerle bütünleşmesi var olan iyi bir hikayenin dejenere edilmeden ortaya nasıl başka tarzda bir film olarak çıkarılabileceğini gösteriyor.

Ekrana çekme hususuna gelmişken cast’ın başarısını da gözardı etmemek gerek. Guido rolünde Daniel Day-Lewis, Marcello Mastroianni’yi karizma konusunda geride bırakmıyor. Guido’nun kadınları ise 8½’ dakinden daha seksapel olduğu isimlerden bile belli oluyor: Nicole Kidman, Penelope Cruz, Marion Cotillard, Kate Hudson, Fergie. Son olarak Guido’nun annesi rolünde ünlü İtalyan aktrist Sophia Loren oynuyor.

8½’u izleyenler bilir fakat bilmeyenler için konuyu kısaca belirteyim. Ünlü yönetmen Guido Contini’nin 9. filmi çekememe daha doğrusu çoğu sanatçının başına gelen “ilham perisi”ni kaybetme hikayesini anlatıyor film. Aynı zamanda Fellini’nin kendi filmografisindeki 8,5. eseri olarak gördüğü 8½ filmine yine aynı şekilde Guido’nun çekmeye çalıştığı 9. filmi olarak göndermesini yapıyor “Nine”.

Penelope’nin hemcinsim olduğu halde benim bile nefesimi kesen “Guido” şarkısındaki performasına yorum bile yapamıyorum; fakat Fergie’nin performansı beni gerçekten çok şaşırttı. “Be Italian” şarkısını da playlistime almış bulunmaktayım :) Kısaca müzikal sevmeseniz de kesinlikle keyif alacağınız 2,5 saat geçireceğinizi umuyorum ve iyi seyirler diliyorum.

Orada sessiz sakin bir film gösterimi vardı

Posted by: nihilanth on: Aralık 9, 2009

4-10 Aralık tarihleri arasında 2. İtalyan Film Haftası ismiyle Alkazar sinemasında ve Pera Müzesi’nde yapılan film gösterimlerine dün 21.00′daki Giulia Non Esce La Sera (Giulia Akşamları Buluşmaz) filminin gösterimiyle katıldım. Sinemafanatik’ten Mire ile 4-5 senenin ardından ilk kez görüştük ve birlikte film seyrettik. Alkazar, bu tür organizasyonlarda her zaman ilk sıralarda salonunu paylaşan bir sinema. Oldukça eski, İstiklal’in göbeğinde olmasına rağmen çok fazla kişi uğramıyor ancak müdavimleri müstesna. İtalyan filmlerinin gösterimlerinde de salonda çoğunlukla yabancılar vardı. 7 aralıkta  izlediğimiz Giulia Non Esce La Sera, Giusseppe Piccioni isimli zatın yönettiği film. Yönetmen sinema okuluna katılıp sosyoloji bölümünden mezun olmuş. Daha sonra reklam sektöründe çalışmış. Kısa filmler çekmiş ve kendi yönetmenlik şirketini kurduktan sonra çektiği ilk uzun metraj olan Il grande Blek ile bazı ödüller kazanmış. Videoklipler de çeken yönetmenin bu filminde kariyerinden birçok izler bulmak mümkün. Film, prestijli bir edebiyat ödülü almak için sona kalan beş finalistten biri olan Guido hakkında. Yüzmeye başlayan Guida, havuzda esrarengiz yüzme öğretmeni Giulia ile tanışır ve olaylar gelişir…

Ertesi gün Marco Risi’nin Fortapasc isimli filmini seyrettim 16.00 seansında. 1985 yılında Il Mattino muhabiri 26 yaşındaki genç gazeteci Giancarlo Siani’nin öldürülüşünü anlatan film de kendini izlettiriyor. Yönetmenin tarihine baktığımızda güncel konular, politika ve gençler üzerinden hikayeler anlattığını görüyoruz. 365 all’alba, Soldati, Mery Per Sempre, Ragazzi fuori, Il Muro di Gomma, Il Branco gibi filmleri yöneten Marco Risi, daha sonra tarz değiştirip farklı filmler de çekmiş. Maradona: Tanrı’nın Eli belgeselinden bilenler vardır belki.

Günümüz İtalyan sinemasına ilgiliyseniz (aslında ben pek ilgili değilimdir) bu saydığım filmlere ve şu programda göreceklerinize bakabilirsiniz.

Altyazı – Boltart İşbirliği

Posted by: nihilanth on: Aralık 1, 2009

Uzun süredir Türk sinemaseverler için doygun ve kaliteli içerik üreten Altyazı dergisi ve farklı disiplinlere ait makaleler, söyleşiler ve fotoğraf projeleriyle internet üzerinden okurlarına ulaşan Boltart, bir süredir işbirliği içerisinde. Geçtiğimiz aylarda Altyazı’da bir sayfalık Boltart tanıtımı ile karşılaştım. Boltart’ın sitesine girdiğimde de Altyazı reklamı ile. Umarız bu işbirliği sadece tanıtım ve reklamlardan ibaret olmaz. Her iki platforma da başarılar diliyorum.

…..

Öte yandan Altyazı dergisinin internet sitesinden eski sayılarından önemli makale ve dosyalara artık ulaşabilecekmişiz. Boltart için yeni diyebileceğimiz haber ise Açık Çağrı. Buyrun buradan konu hakkında bilgi sahibi olabilirsiniz.

Etiketler: ,

2012 Satranç Olimpiyatları İstanbul’da Yapılacakmış

Posted by: nihilanth on: Aralık 1, 2009

Haber 1 sene eski; fakat ben bu sporu bir süredir çatı katında sakladığım için yeni haberim oluyor. Geçtiğimiz sene kasım ayında Almanya’da düzenlenen Olimpiyat’ta Türkiye, yaptığı lobi sayesinde Sırbistan’a karşı 95′e karşı 40 oy ile 2012 yılındaki Olimpiyatları düzenlemeye hak kazanmış. Bir satranç sever olarak bu habere çok sevindim elbette. İş Bankası’nın sponsorluğu ve TSF’nin gayretleri ülkemizde satrançın gelişimine oldukça katkı sağladı. 2 sene önce ben de lisans kartı çıkarmıştım. Henüz UKD sahibi olacak kadar turnuvaya girmemiş olsam bile önümüzdeki günlerde bunun için fırsat bulacağıma inanıyorum. Bu arada lisans vizelerinin internet üzerinden uzatılabiliyor olmasıyla bu sınırlı zamanlarımda bankaya gitmekten kurtulduğum için seviniyorum. Haber Ayrıntıları | Lisanslar hakkında bilgi

……………..

Öte yandan, geçtiğimiz gün, birkaç yıldır hastalığıyla ilgili tedavi görmekte olan Türk sinemasına az zamanda çok şey katmış usta yönetmen Ahmet Uluçay’ı kaybettik. Kendisinin Karpuz Kabuğundan Gemiler Yapmak filmini İzmir’deki Sema sinemasında 4-5 sene önce birkaç kişiyle birlikte seyretmiştim. Hemen yönetmeni araştırıp ilginç hikayesini okumuştum. Uluçay, geçtiğimiz sene rahatsızlığı arttığı için yeni filmi Bozkırda Deniz Kabuğu’nu tamamlayamadı. Umarım birgün birisi çıkar da yönetmenin kaldığı yerden devam eder. Sanırım ona verebileceğimiz en güzel teşekkür bu olurdu.

Bornova Bornova: Yönetmen ve Oyuncular ile Söyleşi

Posted by: nihilanth on: Kasım 26, 2009

25 Kasım 2009 tarihi, birçok devlet kurumunun grev dolayısıyla çalışmadığı bir gün olmasının yanı sıra, Bornova Bornova filminin yönetmeni İnan Temelkuran ve oyuncuları Kadir Çermik (Salih), Damla Sönmez (Özlem) ve Öner Erkan (Hakan)’ın katılımıyla Seksek’te gerçekleşen 2.5 saatlik harika bir söyleşi ile de hatırlanacak.

Sözlük yazarlarından meaculpa, Beyoğlu Alkazar sinemasının Bornova Bornova’yı göstereceği 18.45 seansını 19′da başlatmasına rağmen filme 10 dakika geç kaldım. Rica üzerine salona girdim. İçeride birçok ekşi sözlük yazarı varmış, sonradan farkettik; ancak insanlar birbirinden pek de haberdar olmadan seyretti filmi. Bornova Bornova’yı kısaca açıklamak gerekirse, Türkiye’nin sosyo-politik yapısı üzerine önemli bir mesajı olan, bir kentte yaşayan gençler üzerinden yerel bir hikaye anlatırken bir yandan da güldürüp eğlendiren bir film. Filmden hemen sonra Seksek Bar’a gittik. Henüz tüm konuklar gelmeden İnan Temelkuran ile karşılaştık ve henüz söyleşi start almadığı için ben aklımdaki soruları şimdiden sorayım dedim. Önce filmin donuk renkleri üzerinden, sonra kadronun ve senaryonun oluşumundan, sonra filmdeki ince ayrıntılardan söz ettik. İnan Temelkuran, İspanya’da sinema eğitimi almış, adını fazla duymadığımız ilk uzun metrajı olan Made in Europe’tan sonra Bornova Bornova‘yı çekmiş. Bertrand Blier, Lars von Trier severim dedi. (Bu arada orada söylemedim ama okuyorsa görecektir, Blier’in Les valseuses ve Mon homme‘sinin bendeki yeri ayrıdır). Bir yönetmen daha söyledi fakat şu an hatırlayamadım. Filminde denediği birçok şeyin aslında sevdiği bazı yönetmenlerin denemiş olduğu stilleri severek tekrar etme olduğunu açıkladı (Reservoir Dogs’takine benzer bir şey flashback var filmde). Dokunulmazlar ve Potemkin Zırhlısı örneği verdi. Temelkuran için film çekmenin ne kadar zevkli bir iş olduğunu anlamış oldum ve bunları denemesini çok sevimli bulduğumu söyleyebilirim. “Bir hikayeyi bir sıradan olarak anlatmak var, bir de böyle şeyleri denemek var” diyerek farklı şeyler yapma konusundaki çabasını gösterdi. Filmdeki uzun sekansların bir çeşit deli cesareti olduğunu söyledi. Gerçi ben izleyenlerin bu sahneleri fazla uzun bulacağını da sanmıyorum, çünkü o sahnelerin kesilmesinin, filmin izleyiciye verdiği gözlemci etkisini azaltacağını düşünüyorum. (Bu arada merak edenler için, sözlükte yazıyormuş eskiden fakat sonra hesabı kaybolmuş ya da bir arkadaşı kullandığı için silinmiş)

Asıl Söyleşi Başlıyor.. Yazının devamını oku »

Heroes of Newerth Geliştiriliyor

Posted by: nihilanth on: Kasım 23, 2009

Warcraft 3′ün bir oyun kadar ön plana çıkan ve sürekli büyüyen multiplayer haritası DOTA‘nın geliştiricilerinin bunu artık farklı bir platforma taşıyıp geliştireceği bir süredir söyleniyordu. Tamamen aklımdan çıkan bu oyun bir arkadaşın gönderdiği “get beta key” linkiyle yeniden gündemime girdi. 5000 kişinin davet edildiği kapalı beta ile oyunu deneme fırsatım oldu. Oyun, beklenen multiplayer zevkini fazlasıyla vereceğe benziyor. Dota’da olup da bu oyunda olmayan oyun zevkini artıran birçok ayrıntı mevcut. Özellikle kurulum öncesi konfigürasyonlar çok yerinde. Oyunlar “noobs only, noobs allowed ve pro” şeklinde kuruluyor. Böylece oyunun bütün derdini title’da anlatmak için kasmaya gerek yok. Eskiden güçler üye oluş sırasına göre değerlendirilirdi. Yani eski üyeler, kesinlikle profesyoneldir diye bir inanç vardı. Şimdi öyle değil, istatistiğiniz bizzat tutuluyor. İlk üye oluşta 1500 puanda başlıyorsunuz ve kazanıp kaybettiğiniz oyunlara göre bu azalıp artıyor internetteki bir çok server’da olduğu gibi. Bu durumda gücünüz de ortaya çıkıyor. Ayrıca profil kartınız var, toplamda kaç kill yapmışsınız, kaç asist yapmışsınız, kaç kere ölmüşsünüz vs. vs. birçok ayrıntı mevcut… Yazının devamını oku »

Twitter nihilanth

  • Bir gün belki hayatta... Alınması gereken kamera.. http://www.ntvmsnbc.com/id/25118379/ 1 day ago
  • @bascharbey Bir bakalım ilgi çekici bir şeye benziyor. 2 days ago
  • Yüzyıllar geçse de ismi haber yapılmaya devam edecek isimlerden biri herhalde bunlar: Fadıl Akgündüz, Cem Uzan.. 2 days ago
  • Artık retweet'leri göremeyebiliyoruz dilediğimiz kişinin. Güzel olmuş. Aynı tweet'i yüz kişiden görmeyecek olmak iyi. 2 days ago
  • @gungik Buca falan anlarım da sonunda Alsancak'a da kaydı ahali sokak düğününde he :)) süpermiş. 2 days ago